1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma
İnsan büyüdüğünü
anne babasının sustuğu yerden anlar.
Eskiden her şeyi anlatırlardı,
şimdi sadece sorarlar:
“İyi misin?”
O soru masum değildir.
İçinde yılların yorgunluğu vardır.
Bilmedikleri hayatlara
karışamamaktan doğan bir sessizlik.
Anne,
hep aynı şekilde sever.
Eksik sevmez,
şart koşmaz.
Ama zamanla yorulur.
Bunu söylemez.
Çünkü anneler
yorulduklarını çocuklarına yük etmek istemez.
Baba başka sever.
Sessiz, mesafeli,
çoğu zaman yanlış anlaşılan bir yerden.
Konuşarak değil,
yük alarak.
Ama kimseye belli etmez
omuzlarının ne kadar ağır olduğunu.
Bir gün fark edersin:
Onlar eskisi gibi güçlü değil.
Ama seni hâlâ güçlü sanıyorlar.
Çünkü ebeveyn olmak,
çocuğunu hep ayakta hayal etmektir.
Bazı geceler
annenin sesini hatırlarsın.
Sırf “yemek yedin mi?” diye aramasını.
Aslında sorduğu şey şudur:
“Hayat seni incitti mi?”
Babanın sustuğu şeyler vardır.
Kendi hayallerinden vazgeçişi gibi.
Bir cümleyle geçiştirir ama
bir ömürlük bir yük taşır.
İnsan geç anlıyor ailesini.
Çünkü önce kendini büyütmeye çalışıyor.
Sonra fark ediyor ki
büyümek biraz da
anne babayı anlamaktır.
Onlar kusursuz değildi.
Ama ellerinden gelenin
fazlasını yapmaya çalıştılar.
Eksik kalan her şey
bilerek değil,
yetişemedikleri yerden kaldı.
Bir gün daha az aramaya başlarsan,
bunun sebebi sevgisizlik değil.
Hayatın hızıdır.
Ama bil ki,
o telefon her çaldığında
onlar hâlâ aynı yerde durur.
Anne babalar
yaşlandıklarını kabul etmez.
Çünkü kabul ederlerse
çocuklarının büyüdüğünü de
kabullenmeleri gerekir.
O yüzden bazen
daha çok sarıl.
Daha çok dinle.
Zaman sandığın kadar bol değil.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)