0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
82
Okunma
Bir rüzgâr savurdu gençliğimi dağa,
Gözüm hep yüksekte, elim hep yolda.
Nice hayal kurdum geceyle çağla,
Gönül ateşinde kavruldum nihayet,
Ömrün hengâmesinde sessiz kaldım ben.
Gündüzü umuda, geceyi yasa
Böldüm de yaşadım bin parça yasa.
Herkes bir maske taktı aynı tasa,
Doğruyu eğriden ayırdım nihayet,
Kendi içimde dingin bir liman buldum.
Bir selam çok görüldü dost bildiğimden,
Yara aldım en çok kendi bildiğimden.
Söz bekledim, sustu hep sevdiğimden,
Sessizliğe dilim verdirdim nihayet,
Kalbimde yalnız ama hür bir dünya var.
Kimi hak bildiğim yolda şaşırdı,
Kimi güldü, içten içe taşırdı.
İnsan insana bile alışırdı,
Yabancı yüzlerden ürktüm nihayet,
Ruhum kendi gölgesine kavuştu.
Taşı toprağı dert olan şehirde,
Bir ben miydim eksik bu kalabalıkta?
Her söz yarım kaldı aynı ağırlıkta,
İçimdeki sesi susturdum nihayet,
Sükûnetin sıcaklığı sardı her yanımı.
Bir zaman her şeydim: ev, yol, han, eşik,
Şimdi bir gölgem var, bir de eski ışık.
Ne eksik tamamlandı ne fazla artık,
Beklemeyi sabır sandım nihayet,
Huzur ufkumda yeni bir sabah açtı.
Secdede eğildi başım nihayet,
Anladım bu dünya değilmiş gaye.
Alan da O imiş, veren de elbet,
Nefsimle hesabı gördüm nihayet,
Kalbim derin bir sükûnetle doldu.
Bir gün sorulursa “Ne getirdin?” diye,
Kırık bir kalp koydum temiz niyeye.
Ne mal kaldı bende ne de hediye,
Yüklerimi Hakk’a verdim nihayet,
Ve yolum ışıkla, sessizce birleşti.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)