2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma
KALBİN KEFENİ
Kalbimi bir sabahın sessizliğinde yıkadım,
Ne su yetti arıtmaya
Ne dua susturdu içimdeki yangını.
Aşk, bir ömür boyu taşınan yara iziymiş,
Ben adını bilmeden kanadım.
Bir dağın göğsüne yasladım alnımı,
Taş sandığım yer kalpti meğer,
Vurdukça sertleşen,
Vurdukça beni eksilten.
Kazdım…
Her darbede biraz daha kendimden gömdüm toprağa.
Bir çöl geçti içimden,
Ayak izlerin vardı,
Ama sen yoktun.
Geceleri yıldızlara sordum seni,
Cevap vermediler,
Çünkü bazı sevdalar gökyüzüne bile ağır gelir.
Bir nehir oldum,
Akar sandım kurtulurum,
Oysa her kıvrımda sana vardım.
Suyun öğrendiği tek şey varmış:
Ulaşamamak.
Kalbimi sana kefen yaptım,
Bembeyaz değildi,
Kan lekeleri vardı,
Suskunluk izleri,
Yarım kalmış cümlelerin düğümleri.
Öldüğüm yerden sardım kendimi.
Bir ateşin karşısında durdum,
Yanarsam biter sandım,
Oysa bazı aşklar yanınca kül olmaz,
İs olur,
İçine çöker insanın.
Bir gül verdim kendime,
Dikenleri senin yerine battı.
Kokladıkça eksildim,
Eksildikçe sevdim.
Sevmenin bedeli hep aynıydı:
Yokluk.
Adını anmadım,
Ama her harfim seni tanıdı.
Sesini duymadım,
Ama her sessizlik seninle konuştu.
Bazı aşklar söylenmez,
Yaşanır,
Sonra mezar taşına susarak yazılır.
Ben seni sevmedim,
Ben seni yaşadım.
Ve yaşadığım her şey,
Bir gün kalbimin kefeni oldu.
Uyumanın en tehlikeli tarafı şuymuş:
İnsan uyanınca anlıyor.
Ter içinde uyanıyor kalp,
Çünkü rüyada bile kaçamıyor hakikatten.
Bir rüyadan uyandım,
Göğsüm kanter içinde,
Dilimde yarım bir dua.
“Hayırdır Allah’ım” dedim,
“Hayırdır…”
Ama bazı uyanışlar hayra çıkmaz,
Sadece gerçeği hatırlatır.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.