1
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
15
Okunma
Yanık
Seni bir kelimenin en çıplak hâlinde sevdim,
henüz sözlükler utanmayı öğrenmemişken.
Bir bakışın vardı,
insanı hem sürgüne yollayan
hem eve çağıran.
Aşk dediğin şey
bir akşamüstü ansızın bastıran yağmur gibi
ne zaman başlayacağını sormaz,
ne zaman biteceğini söylemez.
Islanırsın.
Ve bir daha kuruyamazsın.
Ben seni
ellerim cebimdeyken sevdim,
çünkü yoksulluk da bir sadakat biçimidir.
Bir gülüşün vardı,
dünyanın bütün dillerini
tek hecede susturan.
Sevda bazen
aynı sigarayı iki kez yakmak gibidir,
ilkinde yanarsın
ikincisinde kül olursun
ama yine de yakarsın.
Sana dokunmadım belki,
ama yokluğunla aynı yatakta uyudum.
Omzumda senin olmayan bir başın ağırlığı,
içimde senin olan bütün ihtimaller.
Aşk,
bir insanı herkesin içinden seçip
hayata karşı savunmasız bırakmaktır.
Ben seni seçtim.
Dünya üstüme geldi.
Sen konuşurken
kelimeler yerini kaybediyordu,
ben susarken
kalbim bağırıyordu.
Aramızda hep bu adaletsizlik vardı.
Sevda dediğin,
gitmeyi bilip kalmayı seçmektir.
Ben kalmayı seçtim,
sen gitmeyi öğrendin.
Şimdi
aynı şehirde farklı yalnızlıklar taşıyoruz.
Aynı gökyüzüne bakıp
birbirimizi başka yıldızlarda arıyoruz.
Ama bil:
Bir insan bir kez böyle sevilmişse
bir daha kimseye tam verilemez.
Ben senden sonra
kendime bile eksik kaldım.
Aşk buysa
itirazım yok.
Yine yanarım.
Yine severim.
Yine adını söylemeden
her şeyimi sana bırakırım.
çünkü bazı aşklar
ateşle değil,
hatırlamakla yanar.