1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma

Gün biter.
Akşam olur.
Kapılar kapanır ama
insan kendine kilit vuramaz.
Sürgüler çekilir,
ışıklar kısılır,
maskeler duvara asılır.
Herkes “iyiyim”ini
askıya bırakır geceleri.
Gülüşler sokağa bırakılır,
keder eve alınır.
Çünkü acı
herkesin ortasında taşınmaz,
sessizliğe saklanır.
Gece konuşur.
Ama dinleyen yok.
Kulakları çoğaldı insanın,
yüreği küçüldü.
Anlamayı
duymak sandılar,
oysa hesap
içeride görülür.
İnsan
en çok gecede yakalanır;
kaçamadığı hâliyle.
Ne başkasını kandırabilir
ne kendini avutabilir.
İnsan geceleri
kendi savcısıdır,
kendi sanığı...
Ve dua…
Sanıldığı gibi temiz bir söz değildir.
Bazen
boğaza düğümlenen bir itiraftır.
Bazen
“haklıydım” demekten vazgeçmektir.
Bazen
susup suçunu
Allah’a bırakmaktır...
Rabbim,
bizi
kendi yanlışımızla çarpma.
Hakkı bildiği hâlde
susmanın bedelini
omzumuza yükleme...
Sağlığı
şükürsüzlüğe ceza,
huzursuzluğu
uyarıdan çok intikam yapma.
Çünkü insan
çoğu zaman
kötü değil,
korkaktır...
Bizi
kalabalıklar içinde
vicdanını kaybedenlerden etme.
Mazlumu slogan,
zalimliği gerekçe yapanlardan
ayır.
Eğer imtihan olacaksa,
adil olsun.
Eğer bedel ödenecekse,
hak edene kesilsin...
Çünkü bu çağ
çok gürültülü,
insan çok yorgun
ve herkes
hesabı başkasına yazmaya hevesli.
Gece kalıyor geriye.
Bir de kaçamadığımız biz.
Ve
Rabbine doğru eğilmiş
yaralı bir iç...
Erol Kekeç/02.02.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (4)