3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
147
Okunma
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan her güne seninle uyanmak,
bir ihtimali ciddiye almak gibi.
Hayatın “olabilir” dediği yerden
“oldu”ya geçmek.
Geceden kalma düşünceler
henüz toparlanmamışken,
senin varlığın
odanın düzenini değiştiriyor.
Sandalye başka duruyor,
masa daha az yalnız.
Kelimelerim senden önce uyanmıyor,
fark ettim.
Önce sen varsın,
sonra cümleler geliyor.
Bazı sabahlar bu yüzden
geç kalıyor insan hayata.
Sokaklar aşağıda telaşlı,
insanlar aceleci,
biz yukarıda
zamana aykırı bir durak gibiyiz.
Kimse inmiyor,
kimse binmiyor,
sadece bekliyoruz
birbirimizi.
Birlikte susmayı öğrendiğimizden beri
çok konuşkan oldu içim.
Gözlerinle anlatılan şeyler var,
hiçbir dile çevrilemiyor.
Belki de bu yüzden
şiir hâlâ gerekli.
Bazen düşünüyorum:
Sen olmasan sabah
bu kadar hevesli olur muydu?
Işık bu kadar ısrarcı,
umut bu kadar inatçı?
Her gün aynı yerden başlamak
tekrar değil aslında,
sadakat biraz da böyle bir şey.
Aynı güne
farklı bir kalple uyanmak.
Sabahın ilk ışıklarıyla
seninle uyanmak;
hayatı büyük sözlerden kurtarıp
küçük, sağlam duygulara emanet etmek.
Ve ben,
bu emanetin
kıymetini bilen bir cümle olarak
kalmak istiyorum.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.