2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
102
Okunma
ANLAŞILDIĞIM YER
Bir dükkân vitrininin camına asılıydı hayat, harfleri siyah, anlamı ağır;
“Satılık Köpek Yavruları” yazıyordu ama aslında satılan merhametti, vicdandı, insanlıktı.
Bir çocuk durdu önünde, cebinde eksik parayla ama yüreğinde fazlasıyla adaletle,
ve o an dünya, yetişkinlerin unuttuğu bir soruyu
altı yaşında bir çocuğun ağzına bıraktı.
Koşarak gelen yavruların neşesi doldurdu sokağı,
ama biri geride kaldı, topalladı, gecikti, suskunluğuyla bağırdı.
Herkes ileriye baktı, çocuk geriye;
çünkü eksik olanı en iyi
kendini eksik sananlar fark eder.
“Bedava vereyim” dedi adam, iyilik yaptığını zannederek,
oysa bazı iyilikler gizli bir üstünlük taşır içinde.
Çocuk başını kaldırdı, sesi titremedi, yüreği nett i:
“Bu yavru da diğerleri kadar değerli,
değeri acımasından değil, varlığından gelir.”
Ayda elli sent öderim dedi,
çünkü sevgi peşin değil, sadakatle ödenir.
Çünkü bağlanmak bir günde olmaz,
zamanla, sabırla, emekle olur.
Gerçek sahiplenme,
bedel ödemeyi göze almaktır.
Sonra pantolon paçasını sıvadı çocuk,
iki çelik bağla tutunan eğri bacağını gösterdi dünyaya.
“Ben de koşamıyorum” dedi,
ama sesinde utanma değil, tanıma vardı.
İnsan kendine benzeyeni değil,
kendisini anlayanı seçer hayatta.
İnsan anlaşıldığı yerde çiçek açar derler,
ama kimse söylemez o çiçeğin kaç fırtına gördüğünü.
Anlaşılmak bir ödüldür evet,
ama ancak çok susmuş, çok yanlış anlaşılmış ruhlara verilir.
Her çiçek güneşi değil,
bazen gölgeyi sever.
Bana öyle net ol ki derdi bilge adam,
altı yaşındaki bir çocuk bile anlasın ne demek istediğini.
Çünkü karmaşık cümleler çoğu zaman
kafası karışık zihinlerin sığınağıdır.
Gerçek bilgi bağırmaz,
sadeleşir.
Anlatamıyorsak suç kelimelerde değildir,
henüz biz de tam anlamamışızdır demektir.
Çünkü anlayan insan
aynı gerçeği bin farklı yoldan anlatabilir.
Kavramak;
ezberlemek değil, içselleştirmektir.
Acı çekmeyen acıyı tanımlayabilir ama hissedemez,
aç kalmayan açlığı tarif edebilir ama anlayamaz.
Empati önemlidir elbet,
ama yaşanmışlık olmadan yarım kalır.
Bazı duygular vardır,
sadece yaşayanın dilini öğrenir.
Bizi en mutlu edenler
en çok gülenler, en parlak olanlar değildir.
Bizi en mutlu edenler,
cümlemiz yarım kaldığında tamamlayanlardır.
Can, anlayan olur;
yoldaş, suskunluğa saygı duyan.
“Beni kimse anlamıyor” diye haykırmadan önce
bir durup kendimize sormalıyız:
Ben anlatabiliyor muyum?
Çünkü anlaşılmak sevilmekten bile önce gelir.
Sevgi,
anlaşılmadan filizlenmez.
Ve ben inanıyorum,
bir gün kelimelerimiz daha az yaralayacak.
Daha çok dinleyecek, daha sade konuşacağız.
Anladığımız kadar anlatacak,
anlattığımız kadar çoğalacağız.
O gün dünya belki hâlâ topallayacak,
ama artık yalnız kalmayacak.
D Dinc Kaleminden ilhamla yazıldı
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.