0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Evde kaldım ben,
ama ev dediğin
bir sandalyenin kırık dizidir artık.
Kapı, benden önce çıkmış seni karşılamaya.
Ben içimde oturuyorum;
üstüm başım eksik bir cümle.
Sana “kal” demedim,
çünkü kelimelerim
küçükken düşüp dizini kanatmıştı,
o günden beri
koşarak gelmiyorlar ağzıma.
Bir akşamı sakladım cebimde,
kırıştı.
Bir başka akşamı yıkadım,
rengi attı.
Mevsimler bana küstü,
takvimler yüzüme bakmıyor artık.
Aşk dediğin neydi,
bir çamaşır ipi mi
iki kalp arasına gerilen
ve rüzgâr çıkınca
ilk düşen?
Ben seni beklerken
pencerem kuşları unuttu,
ayna bana
başka birinin yüzünü verdi.
İçimde büyüyen şey sevgi değil,
geç kalmışlık.
Bir gün daha sustum,
bir gün daha.
Susmak da öğreniliyor,
önce bir harfi yutuyorsun
sonra bütün alfabeyi.
Gittiğin yerde
sabah var mı bilmiyorum,
ama burada
her sabah
yokluğunla uyanıyor ekmek.
Ben sana sonbaharda kal diyemedim,
doğru.
Ama bil:
Ben çoktan
kışın ortasında
donmuş bir baharı taşıyorum içimde.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.