25
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
401
Okunma

Seni değil,seninle biten her şeyi bir sükût vaktine düğümledim.
Kelimelerim dilsiz şimdi,hislerim ise yarınsız bir boşlukta.
Artık kimsenin menzili olmak için yormuyorum ayaklarımı,
İçimde biriken o devasa enkazı, sessizce zamana devrettim.
~~
Yorgun bir gölgenin çekilişi gibi,
Çekildim kalabalığından.
Dünü bir kenara bıraktım,
Yarını ise hiç yaşanmamış bir masala.
Sana dair ne bir sitem taşıyorum artık ne de eski kederi,
Söylenecek her ne varsa,
Derin bir suskunluğa hapsettim.
~~
Toprak uyansın dendi, su yürüsün hele şu kupkuru dallara.
Hasret süzülsün,
Dökülsün ayak basılmayan ıssız yollara.
Vuslat mı kesilir bu nihayet, yoksa bitmeyen bir intihar mı?
Cevabını bulamadığım her suali, bir gizde gizledim.
~~
Gökyüzü bile rengini saklıyor sanki bir kuşun kanadından.
Bir haber beklemem artık,
Takvimin uğursuz rakamından,
Kopardım bağlarımı hayatın sahte, yalan tadından,
Ruhumu bir kuytunun en kimsesiz yerinde eledim.
~~
Geceyi örttüm; sızlayan,
Kanayan tüm yaralarımın üstüne.
Bir perde çektim, tozlu ve kırık dökük hatıraların üstüne.
Yürüdüm, sadece kendime vardığım ırak sahalar üstüne,
Adımlarımı, senden kalan büyük sabırla birledim.
~~
Kaç bahar kapımı çalmadan geçti, kaç hazan döküldü bilmem.
Artık ne açan bir güle inanırım ne de zalim dikene eğilirim,!
Silindi izlerim; artık bakma boşuna, hiçbir aynada ben yokum,
Kendi varlığımı bile, ucu bucağı bulunmayan bir boşa verdim.
~~
Yıldızlar sönse de fark etmez, karanlıklar tek yoldaşım.
Gözümden akmasa da artık, içimdeki uçurumlara dökülür yaşım.
Gönül soframda ne bir kırıntı sevda kaldı ne de sıcak bir aş,
Ben bu ömrü, geri dönülmeyecek soğuk eşiğe serdim.
~~
Kim bilir hangi fırtına dindirir ruhumdaki savrulan tozları?
Hangi sahte güneş eritir, kalbimde büyüttüğüm beyaz buzları?
Yazdım da defterimin en ücra köşesine, silinmez siyah yazıları,
Mürekkebimi, en karanlık gecenin terinden derledim.
~~
Sustum öylece...
Kelamın ağırlığı, zaten yorgun olan ruhumu daha çok yormasın.
Kimse bu sürgün yolcuya, yolun ucu nereye çıkar diye sormasın.
Rüzgârlar essin ama ne olur, yaprağım artık sarsılmasın,
Kendi içimdeki dipsiz boşlukta, binlerce fersah ilerledim.
~~
Güneş doğmasa da olur artık karanlık pencereme.
Merhem de kâr etmez artık, kabuk bağlamayan şu derdime.
Öyle bir kale inşa ettim ki,
Sadece acıdan kendi kendime,
Dışarıda hayata dair ne varsa,
Hepsini tek tek diledim.
~~
Kum saati dolsa ne fark eder, akmasa ne?
Zaman artık hükmünü icra etmez.
Kül bile yoruldu savrulmaktan,
Bu yangın kendi küllerini bile terk eder.
Öyle bir noktadayım ki, ne bir gidiş mümkün ne de kalışın yükü biter,
Kaderin kör çizgilerini, simsiyah bir boşlukla mühürledim.
~~
Her şey vaktine esirdi
Her şey vaktinde kalmalıydı halbuki.
Ne bir adım öndeyim hayattan ne de zamandan daha eski.
Avuçlarımda kalan sadece hırpalanmış bir ömrün yorgun izi,
Rüzgârın yönünü, kimsesiz sonsuz boşluğa ekledim.
~~
Şimdi durdum ve baktım,
Senin hiç olmadığın en uzak ufka.
Nefesim sığmıyor artık,
Bu dünya denilen daracık kılıfa.
Vade dolup da nihayet, ruhum erince en beyaz safa;
Gelecek ne varsa, yaşanacak ne
kaldıysa, hepsini Miad’a Bıraktım...
Cemre yamam
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.