7
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma

Öylesine bir rüzgardı belki gelip geçen,
Ben gibi eksik, ben gibi yarım...
Belki taşınması en zor, yokuşu en dik sevdaydı
Bu yorgun omuzlarda ömür boyu taşıdığım.
Aradığım ise o dipsiz karanlıkta bir parça sendin belki...
Bazen ansızın gelen o yalnızlıktı beni benden eden,
Bazen de uğruna koca bir ömrü harcadığım,
Gözlerimden süzülen o bir damla yaşın sızısıydı...
Ve hayallerim vardı fırtınalara direnen,
Sana dair, sadece seninle başlayan...
Çıkmaz sokaklarımda üşürken ben,
Kışın bitmesini, bir baharın gelmesini bekler gibiydi kalbim.
Bilmiyorum, neydi beni bu uçurumlara sürükleyen,
Kaldırımlar arasında ezilen hazan yaprakları gibi...
Ya da neydi "hiç bitmesin" diye dualar ettiğim özlemlerim?
Asla dönmeyecek olanı bir ömür beklemek miydi kader?
Yoksa sabretmek miydi, bir gün geleceğini umduğum o masal baharı?
Ve söküp atmak mıydı göğsümden,
Hasretinin ilmekleriyle örülmüş o ağır kışlıkları?
Ben inan bilmiyorum sevdiğim...
Sensizlik dediğin o amansız illet var ya,
Kopup gelen bir kasırganın tam ortasında kalmak,
Azgın dalgaların kollarında, diyardan diyara
Savrulup durmaktı çaresizce...
Sonra...
Yanıp kül olmaktı, adının geçmediği o yabancı şehirlerde.
Ve faili meçhul bir sevdanın,
Gece yarıları sokak sokak aranan firari suçlusu olmaktı.
Yasak bir kitap gibi,
Tutsak bir mahkum gibi yaşamak hayalini...
Bazen de o aşılmaz engellerin,
O kapkara çaresizliklerin içinde kıvranıp durmak,
"Yolu ölüm de olsa razıyım" der gibi,
İpi boynuna geçirilmiş bir idamlığın teslimiyetiyle
Kabul etmekti sessizce,
O yâr/ ağacında salınmayı...
Yokluğun içimde büyüyen bir özlemdi...
Zamansız gelen bir ölümdü sanki,
Dilimin damağımın kuruması,
Yüreğimin ferinin, gözlerimin ışığının sönmesiydi...
Canı tenden koparıp alan o ince sızıyla,
Gökyüzünden dökülen yağmurların
Gözlerimi cayır cayır ıslatmasıydı...!!!
İşte buydu hasretinin en acı, en can yakan yanı...
Ve o buram buram özleminin kokusu yayıldığında
Buz tutmuş, gün ışığı görmemiş odama...
Gözlerimin tam ortasına çakılan silüetini
Kirpiklerimin ucunda sancıyla hissetmekti...
Bir sürgün yemiş gibi,
Derinden bir vurgun yemiş gibiydi içim.
Yaktığım her sigaranın efkarlı dumanında
Boğulup giden gözyaşlarımı içime akıtırken,
Dünyanın o en sessiz çığlıklarını kimsenin duymamasıydı
En zor, en ağır olanı...
Ya da...
Bir bidon benzini tek nefeste içip,
Kibriti çakmaktı sensizlikle kavrulan bu yorgun yüreğime...
Yokluğun diyorum sana,
Yokluğun var ya...,!!
Gözlerimin perdesinde hayalin canlanırken,
Dilimin ucundaki o dertli sözcüklerin yarım, öksüz kalması.
Ruhumun acıyla bedenimden ayrılması gibi...
Sana susamış, sana acıkmış bu bağrımda
Satır satır, mısra mısra kanayan bir şiir olmak gibiydi..
Sonra, sen yokken ruhumun her hücresi ağrırken
Acınla, sancınla kıvranan o yaralı yüreğimle,
Kanadı kırılmış, yuvası dağılmış yetim bir kuş gibi kalıp
Aklımın rayından çıkmasıydı ansızın...
Altında ezildiğim o simsiyah vagonların...
Ve ben en güzel, en mutlak vuslat şiirlerimi yazmak isterken sana,
Dünyanın en kötü, en karanlık kaderini yaşayıp
Canımın cayır cayır yanmasıydı..!!
Birbirinin kokusuna hasret kalmış iki kayıp kalem,
İki isimsiz, yurtsuz şair gibi
Yüreğimin en derinine giydirdiğim seni...
Seni yine o soğuk şiirlerde özlemekti zor olan...
Yani anlayacağın!
Bir idam mahkumu telaşıyla
Dar/ ağacına değil,
O kutsal yâr/ ağacına sevdamı asıp,
"Sen Yanıma Düş/Tüm" diyerek...
Son nefesimi de
Sadece senin için atan o sol yanımdan vermekti..
Seni delicesine sevmek...
Seni ölümüne özlemek gibi bir şey bu..
Cemre yaman
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.