24
Yorum
41
Beğeni
5,0
Puan
688
Okunma

*
Zamanın paslı dişlileri arasında eziliyor gün,
Güneş, perdelerin arasından sızarken bir yabancı gibi.
Duvardaki takvim yaprakları, dökülen birer ömür parçası,
Ve ben o parçaları birleştirip kendime bir sığınak yapamıyorum.
Eski bir radyonun cızırtısında arıyorum kayıp sesleri,
Sanki her frekans, biraz daha uzaklaştırıyor beni benden.
Şehrin yorgun kaldırımlarında adımlarımı sayıyorum,
Her adım, biraz daha derine gömülen bir hatıra sanki.
Sokak lambaları, sönmeye yüz tutmuş birer umut gibi titrek,
Ve ben o ışığın altında, kendi gölgemle bile yabancılaşıyorum.
Kimsenin uğramadığı o dükkânların tozlu vitrinlerinde,
Kendi çocukluğumun o korkulu bakışlarını görüyorum şimdi.
Mürekkebi kurumuş bir kalemin son titreyişiyle yazıyorum,
Kâğıt üzerinde dağılan her harf, bir vedanın habercisi.
Sana söyleyemediklerim, içimde koca bir dağ oldu artık,
Ne aşabiliyorum o dağı, ne de altında kalmaktan kurtulabiliyorum.
Suskunluğumun dili olsa,
yer yerinden oynardı belki,
Ama ben, o sessizliği bir kefen gibi üzerime dikiyorum.
Bir kış akşamının ayazında kalmış gibi üşüyor hayallerim,
Hangi ateşi yaksam, dumanı hep gözlerimi yakıyor.
Eski fotoğrafların köşeleri kıvrılmış, renkleri solmuş,
Tıpkı o güzel günlerin zihnimizde bıraktığı o silik izler gibi.
Bakmaya cesaret edemediğim o boş çerçevelerde,
Aslında en çok kendi eksikliğimi seyrediyorum her gece.
Zaman bir nehir değilmiş meğer, duran bir suymuş,
Biz o suyun içinde debelenip duran birer çaresizmişiz.
Kıyıda bekleyenler çoktan gitmiş, limanlar yıkılmış,
Geriye sadece, suyun yüzeyinde halkalanan o derin sükût kalmış.
Hangi dalgaya tutunsam, beni en derine çekiyor,
Hangi elden medet umsam, boşlukta kalıyor parmak uçlarım.
Yeryüzünün bütün kapıları kapandı mı bize,
Yoksa biz mi anahtarlarımızı o büyük kavgada kaybettik?
İçimdeki o sönmeyen fenerin ışığı giderek azalıyor,
Karanlık, sadece dışarıda değil, damarlarımda dolaşıyor artık.
Bir nefeslik mola verdiğim bu hayatın her durağı,
Aslında bir öncekinden daha fazla yalnızlık vaat ediyor.
Artık aynalarda aradığım o kahraman değilim ben,
Ben, mağlubiyetini gururla taşıyan o son askerim.
Gözlerimde biriken o yaş, bir kederden değil, bir kabullenişten,
Dünya dönsün, yıldızlar kaysın, mevsimler değişsin...
Benim mevsimim, artık sonsuz bir sonbaharın o ilk rüzgârı,
Düşen her yaprakta, biraz daha hafifliyor bu ağır ruhum.
Ve o son perde indiğinde, geriye sadece kehribar bir sessizlik kalacak,
Ne bir ses, ne bir renk, ne de o bitmek bilmeyen sancı.
Adımı rüzgârın kulağına fısıldadım, belki bir gün sana ulaştırır,
Eğer bir gün o eski sokağın başında durup eskiye bakarsan;
Bil ki o sükûtun içinde,
Benim sana bırakamadığım son sözüm duruyor...
Cemre Yaman
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.