0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
61
Okunma

Gel ey gönül! Bırak artık hevâ-yı nâm u nişânı,
Fenâ sarâyına sığmaz bekâ ümîdi cihânın.
Ne tâcın i’tibârı var, ne tahtın istikrârı;
Sabâh olur dağılır hep gurûr-ı hânedânın.
Gümüşten olsa mîzânın, altından olsa kefesi,
Adâlet olmadıkça yok kıymeti o mizânın.
Bir âh ile yıkılmamış hisâr bulunmaz âlemde;
Mazlûmun âhı gizlidir kazâ-yı Kibriyâ’nın.
Yalan, libâs-ı zîb ile hak sûretine bürünür;
Hakîkatin ziyneti yok, kifâyet eyler burhânı.
Ne çok kişi göründü kim cihânı tutmuş elinde;
Bir avuç hâk örttü sonra cümle hükm ü fermânı.
Bugün sana kul görünen yarın döner zamân ile;
Kul olmaz ol kişi ancak Hakk’a veren iz’ânı.
Kanâat ehli aç kalsa gönül hazînesi dolu;
Hırs ehlinin tükenmezmiş serveti de noksânı.
Sakın sanma ki medh ile büyür kişinin kadr ü şânı;
Hak sözü söyleyenindir ebedde dîvânı.
Bir ömür kendin ararsan kendini bulmazsın aslâ;
Kul, Hakk’a vardığı günde bulur hakîkî cânı.
Kibir, serâb-ı sahrâdır; koşan susuz kalır dâim.
Tevâzu, serin bir pınar; içen bulur dermânı.
Ne sağ kalır o günde, ne sol kalır, ne de taraf;
Mîzân bilir kulun yalnız emelini, îmânı.
Ne kavmin adı sorulur, ne şöhretin, ne servetin;
Bir doğru söz yeter bazen kurtarmaya insânı.
Bir lokma helâl ekmekle başı dik duran yoksul,
Bin saraydan yeğ tutulur Hakk’ın yüce dîvânı.
Ey nefs! Bugün övündüğün ne varsa emânettir;
Kabir kapısında söner saltanatın seyrânı.
Mîzân eğrilmez aslâ; eğrilen insân olur.
Hak eksilmez hiçbir dem; eksilen vicdân olur.
Devlet adl ile kâim, cemiyet hayâ ile;
Hayâ çekildi mi artık harâb her hân olur.
Taş üstüne taş koymak medeniyet değildir;
İnsanı doğrultmayan her bina vîrân olur.
Yaz ey kalem! Zamân geçer, hükmün değişmez aslâ:
Bir kavim önce vicdânını kaybeder... sonra cihânı.
Erol Kekeç/06.08.2024Sancaktepe/İST
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.