3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma

Bir gün iki cenaze geçti aynı yoldan;
Biri fakir, biri zengin...
Biri dünyaya borçlu gitti,
biri dünyayı borçlu bıraktı.
Fakirin ardından
bir eski kapı kapandı;
zenginin ardından
yüz kapı açıldı.
Biri,
“Ne bırakıyorum?” diye düşünmeden öldü;
öteki,
“Kim alacak?” kavgasını bıraktı.
Ne acı!
Biri ömrünce
bir lokmanın hesabını yaptı,
öteki ömrünü
lokmaların hesabına verdi.
Biri alamadı,
biri doymadı.
Sonra ölüm geldi.
İkisini de soydu
insanların birbirine biçtiği değerden.
Ne yoksulluğu kaldı fakirin,
ne zenginliği zenginin.
Bir kefen...
Bir çukur...
Bir avuç toprak...
Ve sustu
ömür boyu konuşan hesaplar.
Zengin dedi ki:
“Benim evlerim vardı.”
Toprak sustu.
“Benim tarlalarım vardı.”
Toprak sustu.
“Benim servetim vardı.”
Toprak yine sustu.
Fakir bir şey söylemedi.
Çünkü onun
zaten söyleyecek bir “benimi" yoktu.
İşte insan
tam burada kendine dönmeli:
Malın mı vardı,
yoksa malın mı seni vardı?
Ömrün boyunca
neyin sahibi oldun?
Bir evin mi?
Yoksa evin
seni içine kapatıp
ömürden mi yedi?
Bir servetin mi?
Yoksa servetin
sana ömrünü mü sattırdı?
Bir makamın mı?
Yoksa makamın
seni insanlardan mı uzaklaştırdı?
Ne tuhaf dünya!
Fakir,
bir lokma için eğildi.
Zengin,
bir servet için doğrulamadı.
İkisi de öldü.
Biri açlığını bıraktı,
öteki doymak bilmeyen nefsini...
Geride kalanlar
zenginin mallarını bölüştü.
Fakirin yokluğunu
kimse bölüşemedi.
Çünkü yokluk
miras kalmaz.
Ama insanın yaptığı iyilik
ölmez.
Bir yetimin başını okşadıysan,
bir mazlumun elinden tuttuysan,
bir açın sofrasına ekmek koyduysan
işte o seninle yürür.
Çünkü mezara
mal girmez.
Amel girer.
İşte ölüm budur:
Dünyanın bütün “benim”lerini
bir gecede “değil” yapan
sessiz bir hüküm.
Fakir de gitti.
Zengin de.
Biri hiçbir şey bırakmadı.
Öteki her şeyini bıraktı.
Fakat ikisinin de ardından
aynı gerçek kaldı:
İnsan dünyadan eli boş gider;
ama dünyaya eli boş gelmedi.
Ona bir ömür verildi.
Bir kalp verildi.
Bir akıl verildi.
Bir vicdan verildi.
Şimdi düşün:
Sen ölünce
evin kime kalacak?
Paran kimin olacak?
Tarlan kimin?
Makamın kimin?
Bunları sormuyorum.
Asıl soruyu soruyorum:
Sen kime kalacaksın?
Bir yetimin duasına mı?
Bir annenin gözyaşına mı?
Bir mazlumun hayır duasına mı?
Yoksa ardında
tapuların, hesapların, anahtarların
ve senden geriye kalmış
soğuk bir isim mi olacak?
Burada senin olan hiçbir şey yoktu;
sen yalnızca ömrünü geçirdin.”
Erol Kekeç/10.08.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.