0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
72
Okunma
Ben bu ülkeyi
bir haritadan sevmedim.
Bir çocuğun çıplak ayağından,
bir annenin
tencerede çoğalttığı sabrından sevdim.
Dağlar bilir beni.
Rüzgâr adımı yanlış söylemez.
Ben bir coğrafyaya değil,
bir halkın yorgunluğuna yaslandım.
Sırtımda ekmek torbası,
içimde uzun bir öfke.
Beni sorarsan
bir sabahın erken yerindeyim.
Güneş doğmadan uyanmış işçiler gibi,
hayata
henüz ısınamamış bir kalbim var.
Kardeşlik
öyle süslü bir kelime değildir.
Aynı sofrada
azı bölüşmektir.
Aynı kurşunda
aynı acıyı tanımaktır.
Ben zulmü
kitaplardan öğrenmedim.
Bir adamın gözünden
yavaş yavaş çekilen umudu gördüm.
Bir kadının
susarak büyüttüğü çığlığı dinledim.
Sevmek mi dedin?
Ben insanı sevdim.
Kavgada düşeni,
kaçarken yaralananı,
susarken bile
haklı kalanı.
Bu memlekette
gökyüzü geniştir
ama ekmek dardır.
O yüzden
en çok
alnımızdan ter,
yüreğimizden sabır akar.
Benim şiirim
çiçek sulamaz.
Toprağı kazar.
Altında kalanları
unutmamak için.
Bir gün
bir çocuk sorarsa
“Bu karanlık neden?” diye,
ona masal anlatmayın.
Gerçeği söyleyin.
Ama korkutmadan.
Çünkü umut
en çok
doğruyu bilenlerde büyür.
Yalanla değil,
inatla ayakta kalır.
Ben buradayım.
Bir avuç kelimeyle
bir ömür direnmişlerin yanındayım.
Sesim kısık olabilir
ama susmam.
Ve bilinsin:
Bu topraklarda
insan hâlâ insandır.
Yorulur, düşer, kanar
ama
yenilmeyi
kolay kolay öğrenmez.
İşte ben
oradan konuşuyorum.
Bir halkın içinden,
bir şiirin
en sert yerinden.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.