0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
65
Okunma
Seni ilk gördüğümde
zamanın aceleyle geçtiğini fark ettim;
bazı bakışlar vardır,
daha başlarken
bir şeyleri geciktirir insanın içinde.
Adını bilmiyordum,
bilmek de istemedim aslında;
çünkü isimler
insanı çağırır
ve ben o gün
hiçbir yere çağrılmaya hazır değildim.
Aşk dediğin
birden bire olmuyor,
yavaş yavaş
yerleşiyor insanın sesine.
Bir cümleye başlamadan önce
boğazda bekleyen o ağırlık gibi.
Yan yana durduk
ama aynı yere bakmadık.
Sen ileriye,
ben biraz geriye.
Bazı insanlar
aynı fotoğrafa girer
ama başka zamanlarda yaşar.
Sana dokunmadım.
Dokunsaydım
hikâye erken bitebilirdi.
Oysa ben
uzun süren şeylere inanıyorum;
yarım kalmayı
sona tercih edenlerdenim.
Konuşurken
kelimelerin arasına saklanıyordum.
Sen fark etmedin.
İnsan bazen
en çok sevdiği şeyi
en az belli eder.
Birlikte güldük.
Ama gülüşlerimiz
aynı yerden çıkmadı.
Sen hayatın içinden güldün,
ben biraz da
kırdığım yerlerden.
Aşk
iki kişinin aynı anda cesur olmasıymış,
biz bunu
çok sonra öğrendik.
O zaman
ikimiz de başka şeylerle
meşguldük.
Sen gitmeyi
hiç cümleye dökmedin,
ben kalmayı
hiç istemedim yüksek sesle.
Sessizlik
ikimizi de
ikna etti.
Zaman geçti.
Geçmekle kalmadı,
yerini aldı bazı şeylerin.
Beni benden,
seni senden
biraz uzaklaştırdı.
Ama bazı aşklar
yaşanmaz,
taşınır.
Ben seni
öyle sevdim.
Yanımda değilken bile
ağırlığını hissettiğim bir şey gibi.
Şimdi bazen
bir sokakta yürürken
arkama bakıyorum.
Kimse yok.
Ama alışkanlıklar
kolay vazgeçmiyor.
Seni unuttum mu?
Hayır.
Sadece
yerini öğrendim.
Bazı insanlar
kalpte kalmaz,
hayatın arka planına geçer.
Eğer bir gün
aynı şehirde
aynı yağmura yakalanırsak,
birbirimizi tanımayabiliriz.
Ama ikimiz de
neden içimizin burkulduğunu
çok iyi biliriz.
Bu da aşkın
uzun hâli.
Başlamadan biten,
bitmesine rağmen
hiç gitmeyen.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.