10
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
262
Okunma

Zamanın kumunda yorulmuş bir sızıydı bu,
Karanlığın bağrında beklenen o kadim uykuydu.
Bir "Gökyüzü Yankısı" ile uyandı ruhum;
Bitiş sanılan her yer, aslında yeniden doğuştu.✍
Güneşin henüz uykuda olduğu o gri saatlerde,
Bir fısıltı dolaşır eski kentin dar sokaklarında.
Kelimeler, henüz söylenmemiş bir duanın gölgesi gibi,
Asılı kalır nemli duvarların çatlaklarında.
>>>
Zaman, kum saatinde yorulmuş bir yolcu şimdi,
Adımları ağır, nefesi dünden kalma bir sızı.
Ne bir liman bekler bizi, ne de tanıdık bir gemi,
Sadece içimizde susmak bilmeyen o deli sızı.
>>>
Yine de bir ışık sızar perdelerin arasından,
Kırık dökük hayallerin tozunu alarak geçer.
Hayat, her şeye rağmen o eski yarasından,
Taze bir umutla kendine yeni bir yol seçer.
>>>
Yürürüz o yolda, sırtımızda bin yıllık bir rüzgar,
Gözlerimizde yorgun ama pes etmeyen bir parıltı.
Suskunluklar biter, başlar kalpteki o büyük firar,
Geride kalır dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsü.
>>>
Çünkü her şafak, kendi cevabını fısıldar rüzgara,
Karanlık, sadece ışığın doğuşuna bir hazırlıktır.
İyileşir en derin yerinden o sızlayan yara,
Yeter ki insan bilsin; her son, yeni bir varlıktır.
>>>
Hatıralar, denize atılmış paslı çapalar gibi,
Çeker bizi dibe, en kuytu, en sessiz yerlere.
Ama ruh, bir martı kanadında bulur o tertemiz göğü,
Yüzünü döner yeniden, güneşe ve sonsuz seherlere.
>>>
Kaldırımlar anlatır bize gelip geçenlerin derdini,
Her ayak izinde bir hikâye, her taşta bir hıçkırık.
İnsan, arar durur şu koca evrende kendi kendini,
Bazen bir bakışta bulur, bazen bir kapıda açık.
>>>
Gölgeler uzar, akşamın o mahzun rengi çökerken,
Sokak lambaları yanar birer birer ümit misali.
Vakit daralır, biz ömrün hasat vaktini beklerken,
Gönül, rüzgârda savrulan bir yaprağın hayali.
>>>
Dağların ardında saklıdır henüz gidilmemiş yollar,
Korkma yürümekten, ayakların elbet yolu bulur.
Kırılsa da dallar, kurusa da o eski yeşil kollar,
Toprak, sabrın sonunda elbet çiçeğe durur.
>>>
Susmak, bazen en gürültülü çığlıktan daha derindir,
Anlatılamayan ne varsa o sükûtta saklanır.
Bu dünya, bir garip misafirhane, bir kısa serindir,
Herkes kendi yüküyle, kendi derdiyle paklanır.
>>>
Yine bir yıldız kayar, bir dilek tutulur uzaklarda,
Belki bir çocuk güler, belki bir anne iç çeker.
Hayat, o en umulmadık, o en kuytu tuzaklarda,
Yine de bize sevdanın o kadim tohumunu eker.
>>>
Ve nihayet, gece biterken başlar o büyük uyanış,
Güneş, yine aynı şevkle selamlar bu yaşlı yeri.
Gökyüzü Yankısı’dır bu
bitmez bu kutsal yanış,
Döneriz o gri saatlere; küllerimizden sökülerek.
Cemre Yaman
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.