1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
42
Okunma
Hüzün diye çağırdığın
benim adım aslında;
bir taşın içinden geçen suyum,
kırık bir Mayıs’ın kalbinde unutulan masal.
Geceyi kuyulara gömdüğünü sandın,
oysa karanlık hüzündü,
omuz omuza duran,
susarak direnen iki yarım şiir.
Sen geldin.
Kar aydınlığı yüzüne çarpınca
Ben ürperdim,
ben adımı yaktım.
Bir kuş gibi değil,
bir halk gibi titredi kalbin.
Bırak dedin,
“Baharlar sizin olsun.”
Olmaz.
Bahar kimsenin tapulu malı değil,
hazan da yalnız senin.
Biz bu mevsimi
aynı sürgünden paylaştık.
Kelebekler gitti diyorsun,
doğru.
Ama kozalar hâlâ sıcak,
ve her sıcak şey
bir gün kanatlarını hatırlar.
Elif gibi eğildin ya,
işte orada dur.
Çünkü insan en çok
boynu bükükken doğrulur.
Ben hüzün değilim artık,
ben seninle konuşan taşım.
Ve şunu bil:
Bu memlekette
acı yalnız kalmaz,
bir şair mutlaka yanına oturur.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.