3
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
224
Okunma

Penceremi açıyorum,
dünya bir anlığına susuyor.
Gökyüzü geri çekiliyor, şehir duruyor,
ve kiraz ağacımda başlıyor asıl hayat.
İki ayrı aile gibi,
biri beş, biri on…
on beş küçük kalp çarpıyor dallarımda.
Sanki sayılmak için değil,
sevilmek için gelmişler...
Koşuyorlar pencereme,
“buradayız” der gibi,
“unutmadık seni” der gibi.
O an anlıyorum:
Mutluluk bazen büyük olaylar değildir,
bazen bir çift kanattır,
bazen ürkek bir bakış,
bazen dal üstünde titreyen bir niyet.
Masumlar…
Ama öyle sıradan bir masumluk değil,
insanı utandıran bir saflık.
Bakışlarıyla kalbimi yıkıyorlar.
Sanki içimdeki bütün yorgunlukları
gagalarıyla tek tek topluyorlar...
Küçük bahçemin kiraz dalı
bir mabet oluyor o an.
Sessiz bir ibadet başlıyor:
Ben bakıyorum, onlar bakıyor,
ve arada kelimesiz bir anlaşma kuruluyor.
Üzümleri bırakıyorum asmanın gölgesine,
bilerek, isteyerek, sevinerek.
Onlar kıpır kıpır,
hayat telaşlı,
umut iştahlı…
Her gagada bir şükür var,
her lokmada bir bayram.
Soğuk…
Ama umurlarında değil.
Üşüyorlar belki,
ama vazgeçmiyorlar.
İşte orada yıkılıyorum:
İnsan sıcakta pes ederken,
kuş soğukta direniyor.
Bir tanesi zıplıyor,
diğeri kanadını düzeltiyor,
öteki acele ediyor,
sanki geç kalmış bir sevince yetişir gibi.
Ben pencerenin ardında çocuklaşıyorum,
gözlerim gülüyor, içim bağırıyor,
ama sesim çıkmıyor.
Çünkü bazı sevinçler
yüksek sesle yaşanmaz.
Bazı mutluluklar bağırılırsa kaçar.
Ben susuyorum…
Onlar çoğalıyor.
Kiraz ağacım artık ağaç değil,
bir sahne,
bir masal,
bir cennet provası.
Ve ben,
şehrin ortasında,
kendi küçük nirvanama çıkıyorum.
Kim bilebilir ki bir sonraki mısrada ne patlar?
Belki bir kuş havalanır,
belki kalbim…
Belki ben ağlarım,
belki dünya.
Ama şunu bilirim:
O kumrular geldikçe,
hayat bana hep yeniden başlayacak.
Ve ben her seferinde,
ilk defa görmüş gibi sevineceğim.
Zeynep Rana-12.01.2026-Balıkesir
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.