0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Şeb-i gam çöktü eve, sükût ile mâlûl olan
Bir sır dolaşır tenimde, ne meçhûl olan
Eşik yerinde belirdi bir sûret-i kadîm
Ne zen idi ne rûh, devrânla meskûn olan
Devr ile döndü, etekleri zamânı süpürdü
Döndükçe âh olurdu, lisânsız ma‘nâ-bûn olan
Raksında gizli bir niyâz vardı, sezilmez
Secdesi bel kırığında, duâsı mestûr olan
Ben söz demedim; kelâmın kapısı kilitliydi
Bir iç kıyıdan taştı âh, bî-hûn olan
O dem bir şey çekildi Sabûreî’nin üstünden
Ne şifâydı ne fenâ, arada meknûn olan
Gece kapıyı unuttu, iz kaldı hâlâ yerde
Ne giden bilinir, ne gelen ma‘dûn olan
Erdem der: Bu gazel sırra emânettir
Anlayan anlasın, mânâda mestûr olan
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.