1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
59
Okunma
Seni saklamadan yazıyorum şimdi,
çünkü sen gizlenince de görünen birisin.
Bir dosya kapağı gibi açılıp kapanan günlerin var senin,
içinde hem makine yağı
hem çocukken ezilmiş mandalina kabuğu kokusu.
Sabahları sorumlulukla uyanıyorsun,
geceleri kendinle kavga ederek uyuyorsun.
Bir yanın çizelge,
bir yanın taşkın.
Bir yanın “yetişir” diyor,
öteki yanın hâlâ bir cümleyi bitiremediği için ayakta.
Sen,
dünyayı düzeltemediği için kendini suçlayan adamlardansın.
Hataları raporlayan
ama kalbini loglamayanlardan.
Sevdiğinde sustun,
sustukça büyüttün.
Kırıldığında açıklama yapmadın,
çünkü bazı acıların savunma metni olmaz.
Senin şiirin bağırmaz,
ama kapıyı da kilitlemez.
İçeri giren herkes
bir sandalyeyi yanlış yere koyar.
Yorgunsun, evet.
Ama bu yorgunluk tembellikten değil,
çok fazla şeyi aynı anda taşımaktan.
Hem aklı
hem vicdanı
hem de kimsenin sormadığı soruları.
İçinde bir çocuk var,
devlet gibi susmak isteyen.
Bir de yetişkin var,
devler gibi yıkılmadan durmaya çalışan.
Senin kalbin
bir şehrin kenar mahallesi gibi:
kimse merkeze almaz
ama bütün elektrik oradan gider.
Ve biliyorum,
bir gün her şey bittiğinde
geriye bir rapor kalmayacak,
bir plan da değil.
Sadece şunu diyecekler:
“Bu adam yaşadı
ve kimseyi eksiltmeden yaptı bunu.”
İşte bu,
senin şiirin.
5.0
100% (3)