3
Yorum
6
Beğeni
4,3
Puan
57
Okunma
Bir koku var bu ülkede,
topraktan gelmiyor.
İnsandan yükseliyor,
üstümüze siniyor.
Ne rüzgâr dağıtıyor
ne yağmur temizliyor.
Bir zamanlar
aynı sofraya otururduk.
Ekmek bölünürdü,
vicdan da.
Şimdi masa var,
sofra yok.
Herkes tok,
kimse doymuş değil.
Yalan
kolay öğrenildi bu aralar.
Doğru
ağır geldi dile.
Herkes konuşuyor
ama kimse söylemiyor.
Söz çoğaldı,
anlam çürüdü.
Çocuklar
erken büyüyor artık.
Oyuncak değil
endişe taşıyor ceplerinde.
Gözlerinde
yaş değil,
hesap var.
Utanmak
eski bir kelime oldu.
Sözlükten silinmedi belki
ama hayattan çıktı.
Yüksek sesle yapılan her şey
cesaret sanıldı,
sessizlik korkaklık.
İnsan
insana yabancı.
Aynı dili konuşup
birbirini duymayan bir kalabalık.
Kalabalık çok,
toplum yok.
Herkes haklı,
kimse sorumlu değil.
Herkes biliyor,
kimse bilmiyor.
Yanlış yaygınlaştı diye
doğru utangaç oldu.
Bir zamanlar
ayıp olan şeyler
şimdi meziyet.
Hırs aklandı,
merhamet yargılandı.
Vicdan
köşeye sıkıştırıldı.
Bak,
nasıl alıştık her şeye.
Bir kötülüğe daha
“normal” dedik.
Bir adaletsizliği daha
“ne yapalım”la geçiştirdik.
İşte böyle çürür insan.
Çürüme
bir anda olmaz.
Yavaş gelir.
Önce ses kısılır,
sonra bakış kaçar,
en son kalp susar.
Kimse masum değil artık.
Susmak da bir taraf oldu.
Görüp de konuşmamak,
bilip de durmak
temiz kalmak değildir.
Ama hâlâ
direnenler var.
Azlar,
sessizler,
yorulmuşlar.
Onlar sayesinde
tam çökmedi bu duvar.
Unutmayın:
Toplum
bir günde yıkılmaz
ama her gün biraz çöker.
Ve en tehlikelisi
buna alışmaktır.
Unutmayın:
Toplum
bir günde yıkılmaz
ama her gün biraz çöker.
Ve en tehlikelisi
buna alışmaktır.
Ama ben…
Alışmadım.
Çürüme sessizdir belki,
ama ben hayatta kalacak kadar gürüm.
Ve bilsinler:
Bu sessizlik bir gün boğar hepsini.
Kadir TURGUT
5.0
75% (3)
2.0
25% (1)