1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
18
Okunma
Bir kez istenmediğimi fark ettim.
O an dünya yerinden oynamadı belki ama ben içimde çöktüm.
Sesimi yükseltmedim, hesap sormadım, kırıp dökmedim.
Sadece anladım.
Varlığımın bir fazlalık, susuşumun bir rahatlık olduğunu.
O günden sonra kendime yer aramadım.
Kimsenin kalbine sığmaya çalışmadım.
Kalmak için direnenlerden olmadım.
Kapıya yakın oturdum.
Çünkü insan istenmediği yerde rahat edemez.
Her an kalkacakmış gibi yaşar,
her an gitmesi beklenecek biri gibi.
Eşyalarını hafifletir, hayallerini kısar,
kalbini sessize alır.
Kapıya yakın oturmak öğrenilmiş bir yaradır.
“Git” denmeden gitmeye hazır olmaktır.
“Kal” denmeyeceğini bilerek beklemektir.
İnsanın kendini yavaş yavaş silmesidir.
İstenmediğini fark eden insan
kalmak için sesini yükseltmez.
İçinden çekilir.
Gülüşünü azaltır, beklentisini öldürür.
Sevilmek için eğilip bükülmez,
sadece yokluğuna alışır.
Ben sustukça anlaşıldığımı sandım.
Meğer sessizliğim rahatlıkmış.
Gülmeyince eksikliğim fark edilmemiş,
gidince yokluğum sorulmayacakmış.
Kapıya yakın oturmak
bir gün terk edilmenin provasıdır.
Çay soğurken, söz yarım kalırken
insan kendini de yarım bırakır.
Kalbim hep gitmeye hazırdı
ama ruhum hep kalmak isterdi.
En çok da bu yordu beni;
istenmediğin yerde sevmenin ağırlığı.
Bir kez anladım ya…
Artık hiçbir “kal” içime işlemedi.
Çünkü insan bir kez fazlalık olduğunu hissederse
ömrü boyunca eksik yaşamayı öğrenir.
Kapıya yakın oturmakla kalmadım,
kalbimi de çıkışa bıraktım.
Bir sözle yıkılmasın,
bir bakışla dağılmasın diye.
Artık kimseye tam yaslanmıyorum.
Sarılıyorum ama ağırlığımı vermiyorum.
Seviyorum ama belli etmiyorum.
Çünkü fazla gelen sevgi
en sessiz şekilde geri itiliyor.
Gitmekten korkmuyorum artık.
Kalmak daha çok acıtıyor çünkü.
Kalmak, istenmediğini bile bile
orada durmak demek.
Bir kez istenmediğimi fark ettim…
O günden sonra kalmayı değil,
nasıl daha az yer kaplayacağımı öğrendim.
Kapıya yakın oturdum;
gitmem gerekirse
kimseye yük olmayayım diye.
Ne sesim duyulsun istedim,
ne yokluğum eksiklik saysın.
Ve bir süre sonra
neden hep kapıya yakın oturduğumu bile unuttum.
Bu bir tercih olmaktan çıktı,
bir refleks oldu.
Sevilirken bile tetikte kaldım.
İyi davranıldığında şaşırdım,
sessizlik uzadığında toparlandım.
İçimde hep aynı ses vardı:
“Alışma… birazdan istenmediğini hatırlatırlar.”
İnsan böyle böyle
kendini geri çekmeyi erdem sanıyor.
Az konuşmayı olgunluk,
az istemeyi güç zannediyor.
Oysa bu güç değil,
yavaş yavaş yok olmak.
Bir yerde kalmak istesen bile
kalbin izin vermiyor.
“Fazla olursun” diyor,
“yük olursun” diyor,
“sonunda yine kapıya yakın oturursun” diyor.
Ve en acısı…
Bunu sana yapanları bile suçlamıyorsun artık.
Çünkü insan,
istenmediğini bir kez anladığında
kendine bunu yapmaya başlıyor.
Ben hâlâ kapıya yakınım.
Biri “kal” dese bile
ayağım çıkışta.
Çünkü bir kez istenmediğini fark eden biri,
bir daha hiçbir yere
tam olarak ait olamıyor.
5.0
100% (1)