2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
105
Okunma
Bir masa kurdum kendime,
iki kişilikti, tek sandalyeyi ittim biraz yana.
Ekmek bayattı ama suçlamadım sabahı,
çay dumanını üstüme giydim,
aynaya bakmadan tıraş oldum
mutluluk dediğin, yüzünü görmeden de geçinebilen bir şeydi güya.
Pencereyi açtım,
rüzgâr içeri girmedi;
birinin adını yanlış söylemiş olmalıydım.
Sokak, ayakkabılarıma bakmadı,
kaldırım taşları beni tanımadı.
İnsan tanınmayınca hafifler derler,
ben ağırlaştım.
Takvimden bir gün kopardım,
arkasında bir şey yazmıyordu.
Bazı günler böyledir,
arkası yoktur, önü de.
Yırtıp atamadım;
mutluluğun ilk şartı, çöpe kıyamamaktır belki.
Kuşlar bir yerlerden geçtiler,
geçerken seslerini unuttular.
Gökyüzü, kendi kendine bir mavi icat etmiş
ama hiç yakışmıyor.
Renkler bazen yanlış bedende durur,
itiraz etmezler.
Ben de etmedim.
Bir çiçek aldım,
adını sormadım.
Sormak, bağlanmaktır.
Saksısına koyarken toprağı incitmemeye çalıştım,
ellerim titredi
mutluluk titrer mi?
Titriyorsa, nereye düşer?
Akşam oldu,
ışıklar yandı,
odada bir eksik fazlalık dolaştı.
Sandalyenin gölgesi iki kişilikti,
duvar susuyordu ama çok şey biliyordu.
Bildiğini söylemeyen duvarlar,
insanı daha çok üzer.
Bir müzik açtım,
başlamadan bitti.
Bazı şarkılar vardır,
nakaratı yoktur,
sadece içe doğru çöker.
Dinledim;
mutluluk, kulağını kapatınca duyulan bir şey olabilir mi?
Gece, cebimde büyüdü.
Yıldızlar yerli yerinde,
ben değilim.
Uyku, kapının önünde bekler,
içeri almam
misafir ağırlamak zor,
hele kendini.
Sabahı bir bardak suyla karşıladım.
Su berraktı,
içinde hiçbir şey yoktu,
işte tam da bu yüzden ağırdı.
İçtim;
boğazımdan geçen şey susuzluk değildi.
Bir mektup yazmayı düşündüm,
zarf bulamadım.
Bazı kelimeler açıkta kalmayı sever,
üstü örtülünce boğulurlar.
Yazmadım;
yazılmayan her şey, bir yerde daha çok yazılır.
Günler geçti,
geçti demek kolay,
aslında yer değiştirdiler.
Ben hep aynı yerdeydim,
aynı eşiğin bu tarafında.
Mutluluk, eşiklerden hoşlanır derler,
benimkisi hep takıldı.
Bir gülüş denedim,
ayna cevap vermedi.
Cevapsız kalan her şey biraz resmi olur,
ben resmileştim.
Kalbim bir evrak gibiydi artık,
imza bekliyordu.
Sonra bir an oldu
oldu demeye dilim varmıyor
odada hiçbir şey eksik değildi.
Bu beni korkuttu.
Her şey tam olunca,
insan kendini nereden tamamlar?
Gittim, geldim,
hiçbir yere varmadım.
Varılmayan yerler de vardır,
insan oralarda daha çok kalır.
Kaldım.
Mutluluk, kalmakla ilgili bir şeyse
ben yanlış yerdeydim.
Şimdi masam hâlâ iki kişilik,
tek sandalye biraz daha yana çekik.
Çay soğuyor,
bayat ekmek ufalanıyor.
Ayna susuyor,
duvar biliyor.
Ben, sensiz bir mutluluğu
dikkatle deniyorum
kırılmasın diye yavaş,
tutmasın diye gevşek.
Ve anlıyorum,
anladım demiyorum,
anlamak da bir ima işidir:
Mutluluk bazen çok benzer
adını söylemediğin bir şeye.
Söylemeyince kaybolmaz,
ama sen de bulunmazsın.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.