21
Yorum
38
Beğeni
5,0
Puan
359
Okunma

Sol göğsümün altında, adını bile koyamadığım bir sızıyla uyandım yine bu sabah.
Eski bir dost gibi karşıladım ağrını, "hoş geldin" dedim geçmeyen sancıma.
İnsan en çok kime değer verip gönül dergahına yazdıysa, en çok onda yıkılıyormuş meğer;
Ben seni kalbimle sevdim, şimdi her nefesim bir gönül yarası...
Hangi pansumanı denesem, hangi merhemi sürsem kâr etmiyor bu yangına.
Bazı yaralar vardır ki; kabuk bağladıkça daha çok acıtır insanın canını.
Benim yaram senin gidişinle açıldı, senin yokluğunla derinleşti;
Kapatmaya çalıştıkça, yine senin o keskin vedana değince kanadı parmak uçlarım...
Hekimler "zaman" diyorlar, "geçer" diyorlar ama yalan söylüyorlar.
Zaman sadece acıyı evcilleştiriyor, onu seninle yaşamaya alıştırıyor.
İçimde bir yerde, hiç durmadan kanayan o meşum hatıralar var;
Gönül yarası dedikleri, aslında bir ömür boyu süren o sessiz kanama...
Bir bıçak izi değil bu, bir kurşun yarası hiç değil; daha derini, daha beteri.
Bir sesin eksikliği, bir gülüşün yokluğu, bir elin boşluğu bu sızı.
Aynaya her baktığımda, yüzümdeki çizgilerde senin bıraktığın enkazı görüyorum;
Gönül yarası insanın sadece ruhunda değil, bakışlarında da kalıyormuş.
Senden sonra kaç bahar geçti,
kaç kış kapımı çaldı sayamadım artık.
Mevsimler değişiyor,
Şehirler yenileniyor ama bu yara hep taze, hep ilk günkü gibi.
Sanki az önce gitmişsin, sanki kapıyı az önce çarpmışsın gibi sızlıyor içim;
Meğer gitmek sadece bir anmış, ama o yarayı taşımak sonsuz bir mesai.
Bazen bir şarkı çalıyor radyoda, bir kelime geçiyor içinde seni hatırlatan.
O an sanki bir tuz basılıyor
Açık yarama, nefesim daralıyor, kelimelerim boğuluyor.
Sen benim en güzel hayalimdin, şimdi ise en büyük pişmanlığım, en ağır imtihanım;
Gönül yarası, insanın kendi içinde kurduğu o mahkemede hiç beraat edememesiymiş.
Kime "canım" desem, canımın yanışını hatırlatıyorlar bana bilmeden.
Herkes dışımdaki gülüşe bakıyor, kimse içimdeki o devasa uçurumu görmüyor.
Dikiş tutmayan bir yırtık gibi ruhum, her adımda biraz daha sökülüyor umutlarım;
Sen benim en büyük iyileşmezimsin, sen benim derman aramadığım sızımsın.
Bazı geceler yarana dokunuyorum gizlice, kanasın da acısı çıksın diye.
Çünkü hissetmemek, unutmaktan daha ağır geliyor bazen bu yorgun kalbe.
Seni unutursam yaram iyileşir biliyorum, ama iyileşmekten de korkuyorum artık;
Sanki yaram kapanırsa, senden geriye hiçbir iz kalmayacakmış gibi...
Kitapların arasında kuruttuğumuz o çiçekler gibi soldu her şey, rengi gitti ruhumuzun.
Geriye sadece bir sızı kaldı, her mevsim geçişinde daha çok sızlayan.
Gönül yarası, bir kentin bütün sokaklarını sana yasaklayan o görünmez sınırmış;
Nereye gitsem, o sınırın ötesinde kalmış çocukluğuma, saflığıma ağlıyorum.
Belki de en çok kendimi affedemediğim için iyileşemiyorum ben.
Seni bu kadar çok sevmeme izin verdiğim için, seni vazgeçilmez kıldığım için...
Şimdi bu yaranın sorumlusu hem sensin, hem de o uslanmaz yüreğim;
İnsan kendi eliyle açtığı yarayı, başkasından merhem dilenerek kapatamazmış.
Eskiden "can yarası" derlerdi, şimdi ise sadece sessiz bir iç çekiş.
Dünya o kadar gürültülü ki, benim bu sessiz feryadımı kimse duymuyor.
Sen yeni yollardasın, yeni yüzlerlesin, belki de yaran çoktan kapandı;
Ben ise o eski yaranın nöbetçisiyim, o eski günlerin hiç bitmeyen yasındayım.
Son dizeyi de ekliyorum bu bitmeyen ağrının o sızılı hikayesine.
Adı "Gönül Yarası" olsun,
Çünkü bu acının başka bir kimliği yok bu hayatta.
Aşk; birlikte gülmek değilmiş meğer, senin gidişinle anladım;
Aşk; senin açtığın yarayı,
Seninle yaşatmak, seni o yarada saklamakmış.
Cemre yaman
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.