14
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
276
Okunma

Yarım kalmış bir cümlenin ağırlığı çöküyor her sabah omuzlarıma,
Eskiden olsa bahar dallarına bakıp mucizeler beklerdim.
Şimdi gökyüzü sadece bir boşluk, bulutlar ise dilsiz birer şahit,
Aldanmak bitti; artık sadece gerçeğin o soğuk yüzüyle tanışıyorum.
Ömrümden ne gürültülü kervanlar geçti de bir senin ayak sesin duyulmadı,
Hangi sokağa sapsam ucu sana çıkar sanmıştım, yanılmışım.
Aşkı bir başına, boynu bükük bırakıp o kapıyı çarpıp giderken,
İçimde nelerin yıkıldığını bir kez olsun merak etmedin mi?
Yolların ne suçu vardı sevgili, onlar sadece iki noktayı bağlardı,
Bizdik aslında o yollarda yürümeyi beceremeyen, menzili şaşıran.
Bir çırpıda akıp gitti ömür, emanet bir nefeslik mola gibi,
Bana kalan sadece, secdeme sığmayan o dumanlı hıçkırıklar.
Şimdi ne zaman bir vedaya rastlasam, boğazımda bir düğüm büyür,
Ruhumu bıraktığım o istasyonda bekleyecek gücüm kalmadı artık.
Ellerim hep boşluğa kapandı sonunda, havayı tuttum her seferinde,
Bir sesini getiremedi rüzgâr, bir nefesini duyuramadı bu sağır şehir.
Güneşi bekledim ben, içimdeki o bitmeyen nemi kurutsun diye,
Bulamadım o sıcaklığı, bulamadıkça daha çok üşüdü bütün kelimelerim.
Günlerim, rengini kaybetmiş solgun bir kağıda benziyor artık,
Sevdaların karanlık olduğunu, ben sende bittikçe, eksildikçe öğrendim.
Göçmen kuşların o yuvasız telaşını artık çok iyi anlıyorum,
Onlar kadar bile sığınacak bir saçak bulamadım şu koca dünyada.
Gidilecek yerler bitti, dönülecek yollar çoktan tozla kaplandı,
Ben seni severken, meğer her gün kendi kalemden bir taş söküyormuşum.
İlahi bir sabrın eşiğinde bekledim seni, hiç gelmeyeceğini bile bile,
Beş vakit adını fısıldadım; bir ibadet gibi, bir borç gibi, bir nefes gibi.
Sevgimi en mahrem yakarışlarıma mihman eyledim de ne oldu?
Bir tek senin o dar gönlüne sığamadım, bir tek seninle "biz" olamadım.
Hayat bazen şımarık bir çocuk gibi güldü yüzüme, şeker ikram etti,
Bazen de çatık kaşlı bir fırtına olup neyim var neyim yoksa savurdu.
Anlamadım bu sevdanın dilini, çözemedim bu kördüğümü bir türlü,
Öyle bir ayrılık bıraktın ki arkanda; ne sesi var, ne de bir tesellisi.
Kaç yabancıyı uğurladım yüreğimden, kaç hevesi toprağa verdim,
Bir sana yol veremedim, bir seni söküp atamadım o derin yerinden.
Sen ise hiçbir şey olmamış gibi, bir oyunu bozar gibi çekip gittin,
Bizi o uçsuz bucaksız sessizliğin ortasında tek başımıza bıraktın.
Yazın ortasında buzdan yangınlar varmış meğer, insanı içten içe donduran,
Hiç acıtmaz sanmıştım ama ruhu iliklerine kadar sızlatıyormuş bu sancı.
Senden öğrendim o kimsesizliğin aslında ne kadar ağır bir yük olduğunu,
Şimdi buralarda ne tutunacak bir dal kaldı bana, ne de sığınacak bir liman.
Kimin için harcadım o güzelim yılları, kimin uğruna tükendim böyle?
Hayatım bir rüzgârın önündeki toz gibi dağılıp giderken her yöne,
Bir seni bildim, bir seni sevdim şu kısalan ömürün her zerresinde,
Ama sen, o koca sevgiyi bir "elveda"yı bile çok görerek feda ettin.
Şimdi bütün kapıları kilitledim, anahtarı karanlığa fırlattım,
Hesap sormak mı? O kadar bile mecalim kalmadı bu yorgunluktan.
Öyle bir gittin ki, benden sadece bir yabancı bıraktın geriye;
Senin eserinle şimdi iki yabancıyız, tek bir bedende, tek bir sessizlikte.
Cemre yaman
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.