22
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
318
Okunma

Yine bir nisan sabahı, ellerimde soğuk bir sızı,
Gökyüzü Ankara grisi, sanki baharın öksüz kızı.
Haberlerde hep aynı keder, aynı telaşın izi,
Dışarıda hayat akıyor da, içimizde bir şeyler bitti.
Ankara’da rüzgar sert, markalar toplanmış saraylarda,
Siyasetin gölgesi düşmüş, umut bekleyen kıyılarda.
Madencinin teri karışmış Ankara’nın betonuna,
Kimse bakmıyor artık insanın o mahzun sonuna.
Açlık sınırı aşılmış, yoksulluk kapıda bir dev,
İnsanlık dediğin artık ne bir sığınak ne de bir ev.
Netanyahu’nun haberi düşmüş ekranlara soğukça,
Dünya adaleti arıyor, vaktinden çokça ve geççe.
DNA günüymüş bugün, özümüzü arıyormuş bilim,
Benim özümde ise hep o bitmek bilmeyen dilim.
Geçmişin yükü omuzda, gelecek dersen bir muamma,
Herkes bir yerlere koşuyor, ruhlar ise hep yaya.
Çanakkale’den bir rüzgar eser, tarihin tozlu sayfasından,
Bir hüzün kalır geriye, şehitlerin o mübarek yasından.
Yüz on bir yıl geçmiş üstünden, acı hala taptaze,
Biz ise bugünün derdinde, düşmüşüz dilden dile meze.
Deprem fırtınası sarmış yine yurdun dört yanını,
Sarsılıyor toprak, sanki arıyor eski canını.
Mersin’in sahilinde bir bank, belki Pozcu’da bir anı,
Hatırlatıyor bana her nisan, o en derin hüsanı.
Sokaklar kalabalık ama bakışlar hep birer yabancı,
Herkesin içinde saklı, dermanı olmayan bir sancı.
Edebiyat defterim açık, kelimeler ise darmadağın,
Çözülmüyor bir türlü, şu hayat denilen kördüğümün.
Fiyatlar tırmanmış göğe, geçim derdi herkesin dilinde,
Bir parça huzur kalmış mı acaba, bir çocuğun elinde?
Yamaç’ın, Çınar’ın gülüşü olmasa dünya çekilmez,
Bu hayatın tarlasına, hüzünden başka bir şey ekilmez.
Seni düşünüyorum baba, nisanın bu puslu vaktinde,
Eksikliğin öyle büyük ki, her cümlenin en derin bütününde.
Sen olsan "geçer" derdin, "hayat bu, yorar insanı",
Ama geçmiyor işte, eksilmiyor ömrün o hicranı.
Dizelerim yine sitemkar, yine bir yarım kalmışlık var,
Bu koca dünya bize, sanki dar bir mezar kadar dar.
Akdeniz’in mavisi bile, bugün gözlerimde kararmış,
Anladım ki her giden, benden bir parçayı da sarmış.
Serbest bıraktım kelimeleri, kıyısız bir deniz gibi,
Yüreğimde saklı duran, o en eski, en derin iz gibi.
İstatistikler tutuluyor, rakamlar diziliyor peş peşe,
Ama kimse ölçemiyor kalpteki o sönmüş ateşi, o neşeyi.
İşte böyle bir 25 Nisan, takvimin yorgun yaprağı,
Üstümüzde bulutlar, altımızda sarsılan yer kabuğu.
Cemre Yaman’ın kaleminden, bugüne düşen son hece,
Yine hüzne teslim olduk, gündüzden evvel bu gece.
Cemre yaman
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.