0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
461
Okunma

Sessizlikten Yükselen Çığlık var,
Ey kurtlar, kuşlar, börtü böcek,
Ey gökyüzü, yer, akan su, esen yel,
Duyun bu sessizliğin ortasında haykırışımı,
Bu çorak coğrafyada bir avuç mümin,
Bir avuç garip, sahipsiz, terk edilmiş...
Bir damla suya hasret kaldı bebek nefesleri,
Toprağa düşen her gözyaşı,
Bir annenin sütüne karıştı, zehir gibi.
Merhametin kuruduğu çağdayız,
Ve ben haykırıyorum ey tabiat,
Duyun beni, duyurun bizi, sustukça boğulacağız...
Gökyüzünün Boynu Bükük
Göğe kaldırdım ellerimi,
Ama bulutlar utandı bakmaya yüzüme,
Yağmur düşmedi bu defa rahmetle,
Çünkü Gazze’nin çığlığı göğe ağır geldi...
Bir çocuğun kopmuş kolu,
Bir annenin ağzında donmuş ninnisi,
Güneşi susturdu, rüzgarı hıçkırttı.
Ey yaratılmış ne varsa,
Yaratıcının hatırına duyun bu yanan yüreği...
Zulüm dev bir gölge gibi bastı toprağı,
Her adımda kan, her nefeste küf.
Ve ben, kalbimde kırk yamalı bir vicdanla,
Haykırıyorum içimi kavuran bunca ateşle...
Bir duvar dibinde secdeye durmuş bir yetim,
Avuçları yok, ama duası göklere değiyor.
Ey Rabbim! diye başlayan her söz,
Beni parçalıyor, ama tekrar tekrar kuruyorum kendimi...
Ey susan ümmet! Sana ne oldu?
Kanın rengi mi değişti?
Yoksa ekrana sığmayan gözyaşları,
Yüreğine de sığmaz mı oldu?
Bir çığlık attı Gazze, kulak kesildin mi?
Bir beden düştü toprağa,
Ama senin yüzün ekran aydınlığında soluk.
Oysa yüreğim, yüreğim!...
Alev alev yanıyor, sanki kalbim değil,
Gazze’nin haritası çizilmiş içine...
Anlamın Eşiğindeyim,
Bir anlam arıyorum yaşamaktan
Eğer Gazze nefes alamıyorsa,
Benim nefesim neye yarar ki?
Bir lokma ekmek boğazımda düğüm,
Eğer çocuklar moloz altında açlıktan uyuyorsa...
Gözümde uyku değil,
Damarlarımda sükun değil,
İçimdeki bu öfke, bu yangın,
Sadece Gazze’ye değil,
İnsanlığını yitirmiş her vicdana karşı!
Ey arşa yükselen yakarışlar,
Ey yırtılan gecelerin seccadeye düşen duaları,
Bir çocuğun “Anne!” deyişi,
Kâinatı utandırır da,
İnsan neden hâlâ sağır kalır?
Her düşen yıldızda bir ümmet parçası kayboluyor,
Her sabah ezansız, her gece secdesiz bir şehir daha,
Ve hâlâ Müslümanım diyebilen dudaklar,
Hâlâ seyir hâlinde.
Ey Rabbim, ya yak bu kalpsiz çağın taş yüreklerini,
Ya da bana yeryüzüne haykıracak bir kalp ver!
Uyan Ey Ümmet!
Yeter artık bu uzun uykular!
Gazze yanıyor,
Doğu suskun,
Ümmetin bağrı taş, dili mühürlü,
Ama bir ses, bir kıvılcım,
Yeter ki bir yürek ateş alsın,
Yanacak bütün karanlıklar!
Ey ümmet, uyandığında
Gözlerinin içinde sadece kin değil,
Mazlumun duası olsun,
Dirilişin harcı gözyaşıyla yoğrulsun.
Ey uyanış, geciktikçe kıyamet yaklaşıyor,
Ve biz hâlâ perdeleri çekiyoruz gerçekliğe...
Yıkılmış Duvarlarda Mahşer Ezgisi
Her taşın altında bir mezar,
Her çukurda bir çocuk,
Her suskunlukta bir kıyamet gizli.
Ey zalimin çizdiği haritalar,
Ey yüzyıllardır susturulan diller,
Bir çığlık var bu toprağın altında,
Mahşere kadar susmayacak!
Duvarlar yıkıldı, ama irade hâlâ ayakta,
Gazze bir harita değil,
Gazze bir ahlâktır, bir direnç, bir iman,
Ve ben bu imanın şahidi,
Bu yangının diliyim, gözüyüm, yüreğiyim...
Toprak kana bulanmış olabilir,
Ama tohum yine de çiçek açar,
Ve her yetim gülümsemesi,
Yeni bir çağın habercisidir...
Zulüm devam edemez,
Çünkü adaletin sahibi susmaz,
Ve mazlumun duası,
Göğe uzanır, göğü yarar...
Bir kıyamdır bu yazdıklarım,
Kalem değil, kan akıyor elimden.
Ey Rabbim! Hakkı haykırmak için,
Gerekirse dilim susar,
Ama gözüm, kalemim, duam,
Asla susmaz, susamaz!
Hicranın İçinden Doğacak Umut
Bir gün elbet,
O çocuklar moloz altından çıkacak,
Ve gökyüzüne ilk kez gülümseyecek,..
O zaman ne rüzgar eskisi gibi eser,
Ne toprak sessiz kalır.
O zaman anlayacağız,
Suskun kalmanın bedelini,
Ve geç de olsa,
O topraklara bir nebze borcumuzu ödemeye çalışacağız...
Ama şimdi,
Yalnızca bir şey lazım: Vicdan!
İçi yanan, tutuşan, bağıran bir vicdan,
İşte bu destan,
O vicdanın haykırışıdır!
Erol Kekeç/03.06.2025/Sancaktepe/İST
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.