3
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
171
Okunma
Orada, o loş yerde;
‘Biri’ olamayacak kadar
Şeklini yitirmiş,
Öylece duran o kadın…
Işıkla karanlığı bir eden
İçindeki o dipsiz kuyuyla,
En çiğ ışıkta bile
Bir karanlığı var eden
Yüzünde…
O yerde ne arıyor o kadın?!
Görebilse karşıdan kendini,
O da sorar aynısını…
“Ne arıyor orada?..” der.
“Orada kaybolunur olsa olsa!”
Şu çirkin sırıtışta
Olsa olsa kaybolunur…
Bir adamın sapsarı dişlerinde
Seyrederken kendini,
“Ne işim var bu adamın yanında?”
Diye soramazken bile…
Sorularına bile el koymuşken birileri,
Karara onlar varmışken:
Hangi adamla konuşacak,
İçindeki kuyunun ne kadar derinine inecek,
Ne zaman çıkarabilecek başını dışarı..?
Ama böyle bir dışarı değil,
Gökyüzülü olanından…
Hani şu ‘nefes’ dedikleri şeyden bol bol olan
içinde,
Bir gıdımına bile muhtaç kaldığı şimdi…
İşte o birileri “yeter” deyince,
“Adamı yeterince söğüşledin…
Şampanya bile açtırdın ona,
Aferin!”
İşte o yeter’de başlayacak
Kuyusundan başını çıkarma süreci…
Bir süre için de olsa
Yalnız kalabilecek kendiyle hiç değilse,
“Kendim” diyebilecek…
“Ben diye biri var demek ki!”
O karanlık çekilecek usul usul sonra
Ellerinden, yüzünden…
Herkesin güne başladığı
Ama onun için
Günün en karanlık saatinde
Onun da sabahı başlayacak böylece
Herkes gibi…
En aydınlık saatleri gününün…
Bir sabah yaratacak kendine…
Zihninde eski günlerden kalma,
Bölük pörçük kahvaltı resimleri…
Çaydanlığı koyacak ocağa;
Masaya tabak, bardak…
Ne lazımsa götürecek,
Tam tekmil bir kahvaltı sofrası kuracak
kendine.
O adamı içireyim diye
İçmek zorunda kaldıklarının
Ağzında bıraktığı kötü tatta
Var olan o kadının
Kalan son kırıntılarını da
Silkeleyecek üzerinden;
O şeklini şemalini yitirmiş kadının…
Çaya tutunacak sıkı sıkı
O kadından kurtulmak için,
Ağzındaki kokudan yayılan o anlamdan…
Zeytine,
Çatala, sucuklu yumurtaya
Uzanacak, tutmalarını ister gibi ellerini…
Sabahı getirecek dünyasına
İçindeki gecenin en karanlık vaktinde…
Güneş batıp da akşam olduğunda
Kendi güneşi de batmasın diye;
Her saniyenin içinde gezinip
Alabildiğine genişletecek onları,
Lastik gibi gerdikçe gerecek,
Uzağa atacak akşamı…
Kendi sabahı bitmesin,
‘Kendi’ diye biri var olmaya hâlâ
devam edebilsin diye,
Her bir saniyenin içini
Doldurup taşıracak;
Alabildiğine zorlayarak sınırlarını,
Keyfince gezecek içlerinde.
Kendi kendine bir şeyler anlatıp duracak sürekli…
Komşunun kendi yaşlarındaki kızıyla
Sohbet eden, ailesinin bir tanesi
Bir genç kız olacak bir süreliğine.
“O çocuk çok hoşlanıyor senden…” diyecek.
“Hangi bölümü yazacaksın üniversitede?..”
“İstanbul’da bir yer kazansak ikimiz keşke…
Martılara simit atar, okula vapurla gideriz.”
5.0
100% (7)