0
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
417
Okunma

bu aralar hep seni düşünüyorum.
sen benim unutulmuş gençliğim,
ihmal edilen çocukluğum sun.
günü değil, bütün günleri veriyorum sana.
hatta bütün mevsimleri,
bir tek baharı değil, hepsini.
son bekleyişim, arzularımın çok daha ötesinde.
boşlukta kaybolan kırk yıllık bir hatıra gibi.
mütevazı, sıradan ve safça…
önce duvarlar örüldü aramıza,
sonra yıkıldı.
biliyorum baharlar hep sancılı olur
o bir gün gene gelir,
o enkazlardan yeniden yeşerir filizler.
ve ben...
gençliğimi, çocukluğumu çalanları düşünüyorum
ilk gördüğümde yüzüne tüküreceğim.
geri döndüklerinde anlayacak herkes.
o eski yıkık evlerin gerçek hikayelerini,
neden viraneye döndüklerini…
bir evdi o…
eski, taş örgülü,
sevgiyi de, acıyı da içinde tutan evler.
ve odalardan sızan ışıklar,
tozlu dünyaların enkazında açan çiçekler…
insan da gider vakti geldiğinde,
zamanın kendi karanlığına çekilir.
artık o boşluğu hiçbir şey dolduramıyor.
ne ihmal edilen o çocukluk,
nede heba edilen gençlik.
içimdeki öfkeyi de tutamıyorum işte
eski bir ev kadar bile dayanamıyorum zamana.
o son istek neydi
niyeydi o son bekleyiş
terk etmenin açtığı o yaralar hala kanıyor mu yoksa.
bak yıllar geçti…
ama ben gülümsüyorum hala.
bir kahvenin kırk yıllık hatırına.
eski bir ev gibiydim
taştan örgülü duvarlarımda saklıydı sevgi.
çamurdan sıvaları kucaklamıştı bütün çehresini
acılarıyla birlikte eskidi bu hikaye.
ve o zamandan beri…
hala arıyorum ve düşünüyorum
eskiyen duvarlardaki izlere bakarken.
*
Mehmet Demir
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.