9
Yorum
22
Beğeni
4,8
Puan
111
Okunma

bir zamanlar o koltuklar
sadece bir oturma yeri değillerdi.
üstünde oturanın sırtına
memleketin bütün yorgunluğu yaslanırdı.
haritalar masalarda değil,
adeta insanların alın çizgilerinde açılırdı.
bir kalem vardı o günlerde,
imza atarken titreyen değil,
bir ülkeyi yeniden kurarken
elleri nasır tutan bir kalem.
ve o koltuklar…
onlar çok ağırdı.
çünkü oradaki boşluk bile sorumluluktu.
şimdi yine aynı koltuklar duruyor.
aynı ahşap,
aynı sırt dayanağı,
aynı duvarların gölgesi.
ama odalarda başka bir sessizlik var artık.
ne harita eski harita,
ne kelimeler eski kelime.
ışık daha çok,
ama anlam daha az.
insan bakıyor bazen…
bir zamanlar yoklukla yazılan hikayeye,
şimdiyse varlık içinde zorlanan cümlelere.
insan soruyor içinden,
nasıl oldu da bu kadar imkanla,
bu kadar yükü taşıyamaz hale geldik...
çünkü mesele hiçbir zaman koltuk değildi aslında.
koltuğun taşıdığı değerdi.
bir zamanlar o koltuklarda
açlık vardı ama irade de vardı.
yorgunluk vardı ama yön de vardı.
şimdi ise
bazen yön çok,
irade eksik gibi.
ve halk…
onlar hala ise aynı yere bakıyor.
aynı koltuğa değil belki,
o koltuğun taşıması gereken ağırlığa.
çünkü bazı koltuklar
sadece oturulan yer değildir.
bir milletin
ayağa kalkma şeklidir.
*
Mehmet Demir
29523
5.0
94% (16)
1.0
6% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.