5
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
234
Okunma

Yıllar yılı bir arayıştır bu hem de uzun
Her evrildiğinde mevsimler bahardan güze
En derinden bayraklaşan var ya, hüzün.
Ne değebilmek ne de görmek yok
Bir şey var ki o da ancak hayaldedir
Biteviye mutluluk bekleyişi içindeki bizde
Belki de bu gaye erişilmez, masaldan bir perdedir.
Niçin hep anlaşılamadan tükendik
Oysa emek, sabır, uykusuzluklarla da bilendik
Vah ki dostlar çileler boş ve faydasızca da
Koskoca bir ömrü biz neler için heba ettik, tükettik.
Söyle ey hayaldeki dil, söz güzel olsun
Bak ki öylesine de derin, acılar da son bulsun
Ne varsa dibe batıran kalmasın esamesi, gölgesi
Nerelerdesin her şeyin layığına iltifat
İn de şu zemine bir, ölsün bizdeki kanserli cellat.
Zor iken şu yaşamak, ağlamalar da bitimsiz
Daha beter yazgıları hissederim, onlar tarifsiz
Bir rengi, kârı var mıdır onca yaşanan günün
Nerelerdesin ey hakikatli, hâlâ nerede
Bilseydim yerini, yürürdüm bulmaya seni ezele….
Bıraksın yolumuzu artık ; yalan, yılan, çıyanlar
Girdabında savurmadı mı bizi türlü hezeyanlar?
Bir fenalık simgesi katildir o hesap da sorulmaz
Oysa bir tebessüme mum olunurdu, erir,tükenilirdi
Neredesin sorarım yine kasvetle, hayal mi, herçek mi
Tabipler de bilemiyor, bu yaraya ilaç olacak o ilmi.
Okundukça selâlar kaç kez ben de gömüldüm
Bahardı, yazdı da mevsim, bense hep güzdüm
Bir derince kuruyuş ki bu, su versen de yeşermez
Binlercesi samimi de olsa özrün, asla kifayet etmez
Derbederlik abidesi sol yandır, bırak ki artık gülsün
Varsa pusulası bulurum ve fark etmez de ırak
Nerelerdesin özlenen mutluluk, biraz da bu yana bak.
Belki de beyaza bürünecek bugünlerde bu şehir
Oysa saçlarımda hiç siyahım kalmadı benim
Ödedim bedelleri gocunmadan, yine öderim
Söyle faniliğin mutluluk abidesi söyle
Al bizleri de umruna artık, kaşlarını çatma öyle
Tüm değerlerin üzerinde; en özeli, erişilmezi
Bir kerecik yakalasam, asla bırakmam da seni
Adı bilinmezlerde mi yoksa erişilmezlerde misin?
Al bütün varlığımı, ömrümü al, inan buna değersin.
Kimileri terk edilmekten uğradı hüsrana, yıkılmıştı
Bir değişiydi bu ayaz, tipi kârın. hem de acınası
Gün doğdu ancak, güneş vermedi iç yana ışığı
Elinde vardı; çatalı, kaşığı, doyurmadı bir aşığı
Toktu beden tok amma, soruları bitmedi neden
Ruhuydu açlığı derince de hisseden, değildi beden
Keşke gelebilseydi neşelerin sırası, açılsaydı perdesi
Nefes aldıkça bitmeyecek eminim özlemler silsilesi.
İçe girememişse tebessüm, yıkıktır gönülden evim
Bağ, bahçe, bedesten, şehir şehir , gezer de gezerim
Bir iz bırak ne olur, ölmeden bir göreyim
Öyle büyük ki bu mertebe, hissiyatlarda da abide
İns mi, cins mi, nesin, neye benzersin?
Kalmadı uğramadık adres, çalınmadık da kapı
Beni bana vereceksin, renksin, hazine, değersin
Varlığın nişânesi, umutların öznesi, nerelerdesin?
Kadehlere sarıldı ki oldu serkeş, avare
Bitimsiz bir tükenişti bu hem de meçhule
Aradı Leyla`sını Kerem, uçsuz hudutsuz çöllerde
Bir kavuşmak uğruna deldi de deldi Ferhat dağları
Şimdi kulağa çok da masalsı gelen onca trajedileri
Senin uğruna ödemedi mi gerçekten sevenler
Kalemler tükendi, seni yazdı kimi meçhul şairler
Bir dokunuşsun ki tarife bulunulmaz da haz
Meğer biz de yolcusuymuşuz bu bitimsiz yolun
Haydi kazın ya binlercesinin mezarını inatla
Derininden olsun bana , bana da bir mezar kaz.
Sırrını ifşa edemedi ne ilkbahar ne doyumsuz yaz
Bulabilmek neden imkânsızdır seni, söyle neden
Anlaşılan bir tavrın bu, inatçı ve son derce kaygısız
Bitmeyecek ölümüne bir arayış , sonuysa sonsuz
İnsan hiç yaşar mı, nefes alabilir mi onsuz?
İşte akıl, beden, işte ruh sana, sana yönelen
Söyle haydi bu son fasıl, ömürde hangi perdesin
Ay`da mı, Güneş`te mi, yarın da mı, nerelerdesin?
Oğuzhan KÜLTE
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.