5
Yorum
41
Beğeni
4,9
Puan
723
Okunma

Çocuksu düşlerimle sarmaladığım evcilik oyunumdun.
Senin sus zamanların benim yok oluşlarım olurdu
eksilen sadece takvim yaprakları
saatler yıllar mevsimler
acın taptaze duruyor şuramda
solumda
ruhumun soluk varlığına çarpan dondurucu soğuk
adının her harfini ölüm gibi soğuttu
kelimeler tebessüm etmiyor
yüzüm çökerken artçı depremlerde
Bir enkazın altında kıvranır
güvercin bakışlı umutlar
gün karası hüzünler
karanlığın içinde yuvarlanan gözlerin
buz gibi düştü kalbime
kurak susuz çöllere
kafa tutan bir çiçek umuduyla
suladım ellerimi
geçirdiğimiz her anın alnından öpüyorum
avuçlarımı yakan gözyaşım
kirpik uçlarımda
tütün basarken yaralarıma
kızıllığın hakim olduğu bu dünyada
yarınlarımı da sardım
şekli her defasında değişen bulutlara
cümlelerin kurşun yükünü taşırken yüreğimde
geçmişin uğultusu çınlar kulaklarımda
düşünceler yakama yapışır
boğazım düğüm düğüm düğümler
geleceği karanlığa
geçmişi önümüze alıp
güneşi söndürdük
Meryem Ayan
5.0
95% (19)
3.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.