4
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
827
Okunma

.
.
Benim viraneliklerim
İki kül olmuş kapı
Bir kırık penceresi gönlün.
Oysa
Güz tekmeleyişinde soluklanışların
Ürkek bakışların can yakan fersizliğine işte...
Benim künhüne vakfım
Yitiğine kırık dalların
İçimde kan revan...
Uykusuzluğa verdiğin ölümlerin hışırtısına
Dirilişe uzanamayan sakil tırmalayışlarına...
Belki de
Sessiz bir ihanetin saplanışına
Acizliklerimin.
Benim gözyaşlarım
Sönen çerağlarımın dertsizliğine
Asırlara binen gafletine
Heba ettiğin senelerime
Ve
Gecelerimin nemli kesifliğine
Aldanışlarımın.
Ve belki de
Kül tutunuşlarına kaldığım ebediliğin
Bir serap misal
Elimden, sessizce
Üfürülüşlerine...
Fikrime yamadığın çile fitnesine
Benim cehennemim
Kahır kahır
Cehaletimin fendine
Ahu vahlarımın.
Benim viraneliklerim
İki kül olmuş kapı,
Bir kırık penceresi gönlün
Gıcırtısında ömrün...
.
.
Saygıdeğer Dilek Pınarı’nın güzel eşliğine buradan çok teşekkür ediyorum ve şiirimin devamına katkısını aşağıya ekliyorum. Var olsunlar...
.
.
Benim viraneliklerim
Yaşayan kadavra ruhsuzluğu
Bir tek nevbaharın değil
Sonbaharın da vurgunu
Ne zaman ki asgari sürur oldum
Fitne çilesine mahkum oldum
Benim viraneliklerim
Ateş değil kül yangını
Uğuldadıkça rüzgârın ıslığı
Kırık pervazlı gönlümde
Çarptıkça fikrimin konçertosu beynime
Ahu vahlara razı oldum
İpimi tavana kendim asıp
Ayağımın altındaki tabureye tekme atıp
Hep kendi kendimi vurdum...
.
.
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.