11
Yorum
35
Beğeni
0,0
Puan
1319
Okunma

eksenine kurşun sıktılar dünyanın
onlar sıktıkca canını daha çok sıktılar
__
ölümü denediler!
çatık kaşlı bir şubat gününde
yığınların altından geçerken
__
gece
çığırtkan şehirlerin aynasında tazeledi acının soğuk yüzünü
yırtılmıştı gökyüzü
tanımsız yağmurlar yağdı
boğazlandı fecrin imtiyazlı ferahlığı
yer kabuğundan binlerce kıyamet uyandı
dağ taş
gümüş bir sesin gırtlağından ölüm sağdı durmadan
yaprak dökümünde sebil ağıtlar
serin küller
bestesi solan çiçekler
sanki yarım kalmış bir gülümsemeydik
kalbini ağzından akıtan acı sulardan geçtik
sanki siyah bir anın soluğunda
doğumunu ezan çiçeğiyle yıkayıp koklayamamış annelerin
ölüme cinaslanan ağrıların
ve masalı yarım kalmış aksesuarsız çocukların
"hepsinin içinden geçtik"
hayaller vardı nice süt kanatlı
mavi tırnaklı, gökçül şarkılı
hayat ..
yarınları avutamayacak kadar yorgun ve yaralıydı
çelimsiz bir ışığın gölgesinde
turuncu bir nefesin iğne deliğinde
ölümün iştahlı bakışları arasında
enkazda birkaç resmin
ve binlerce uğultudan arta kalan
son mutluluğun çığlığıydı hayat
blok blok ezildi insan(lığ)ımız bizim de
düğümlendi aksanımız
eziyetli bir imtihan gezdirildi üstümüzde
tabut giydi bir yanımız bizim de
yer altında kamçılı saatler
yer üstünde "vay hatları"
dilde kesik tatlar
kaç kere ertelendi umutlar
ihtiyar bir toklukla uyandılar sabaha
acının tarifini en iyi onlar biliyor
_boran