0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
380
Okunma

Zifiri bir tortu gibi çökerken
Dibine dibine akşamın
Gündüzden yorğun ayaklarıyla
Sürüyüp getirmiş beni
İçine çekmiş bedenimi
Düşmüş iki yakama yapış yapış
Yakalamış
Bir kara delikte
Bir vampir gibi
Şah damarımdan emerken beni
Bağlamış elimi kolumu ayaklarımı
Bir hıçkırık gibi
Tuttuğu yarı gecenin aralığında
Yarmış sinemi
Savurup atmış yandığım seherlere ...
Şimdi
Seni andığım seherlerde
Öksüz naçar ellerimde
Yorğun doğum sancılarına gebe
Kör ocak avuçlarıma üflediğim
Her kısır çığlıkta daha bi sis çöker
Kırağılar saplanır bıçak bıçak
İnce sızılarda garibliğime ...
Zehirli akreplerin gözlerinde
Duman duman ufuklara yayılmış
Buza kesmiş kas katı yüreğimde
Yetim bir şafak atarken
Işıdı gün
Vurdu ışığı nemli gözlerime
Doğdu güneş kızıl sulara
Yandı eridi bağrımda
Kavruldum
Bağıra çağıra
Bir vah çektim bu halıma
Bir vah ki
Kül elendi sanki bütün kulaklara
Yandı orman yaprak yaprak
Çürüdü can damarım dallarda
Döküldü yerlere lime lime
Ne duyan oldu
Ne bir gören
Yok
Olmadı
Viraney’i harabemize bir ulu rağbet
Ne bir gamlı baykuş tünedi çatımıza
Ne bir bülbül öter alımızda
Bir karga dahi en karasında
Olmadı
Konmadı
Şu münzevi ufka yayılan kara yazımıza
Yok kimseler hepsi çekip gittiler
Terk’i diyar rüzgarlarında
Esip geçtiler silindi uçtu izler
Artık
Ne gelen var
Nede giden ...
Lâl baktım sükut,u aynalarda
Fecrin kıyısına düşmüş gözlerime
Eğdim başımı
Kapaklandım yüz üstü
Yerlerde sürünen biçare sözlerime
Çaresizliğe Islandı ayaklarım
Derin derin okyanusları çektim içime
Boğdum kanlı dizlerimde
Çağlayan ummanları ...
Göz kapaklarıma çarpan zülfün tellerinde
Tel tel vuruldum
Türlü dertlere gark oldum
Bir güzelin siyah’i perçeminde
Bir umman’ı murad ki
Gücüm yetmez
Düçar olsam deryay’ı ateşine
Alsa beni yakıp kavursa
Boğulup gitsem
Çekip yitsem ,kaybolsam
Bir kıvılcımda ölsem gözlerinde
Nefes nefese
Üşüyen yüreğimde
Yüreğimce
Bir aah çektim
Küreklerimde ...
Şavk’ı ki
Güneş bezm’i bizar ellerinden
Bir umud’a muştak
Bir fukara’i ümit pervane ehlince
Kavrulan elemlerinde bir nâr’ı fiğan
Ehl’i serhoş avazları gezinir yüzümde
Şu ateş’i feryat kızılı didelerimde
Dilim dilim dildim
Sürdüm yüzüme
Seherlerde donmuş kaskatı
Parça parça olmuş
Dökülmüşken bütün yıldızlar üzerime
Keskin kılı kırk yaran kılıç gibi
Bir bıçak ki kör
Batmış tenime
Gör bak nasılda kesmiş
Avuçlarında bileklerimi
Körü körüne şimdi ruhum tutsak
Ruhum ki beyazlar içinde
Kefeninde
Bir afet’i nâr’ın kül eden eleminde
Ellerinde
Kanlar gözünde
Kesikler içinde yorğun bedenimde
Vurğun yemiş bütün istismari acılarımı
Sildim süpürdüm bu kara gecede
Sukut’u altına darğın dil’i bülbüllerde
Küstüm
Tuttum dilini
Yuttum sözlerini
Sıktım kederince
Avuçlayıp özünü
Yüzüme kan sıçradı
Bir azemet’i cellat
Resmi dolunayda bir bal tasında
Suret’i caymaz koşar her dem
Sefer’i harbin ortasında dört nala
Ucu kanlı baltasında
Kustu içine yandı alevler
Alevince
Asılmışken bir çıra gibi semaya
Issızlığa vurulan seherlerde
İnen dizlerimden devşirdim sızılarımı
Topladım umutlarımı avuçlarıma
Dilendim hece hece binbir ümitte hep seni
Kucaklayıp
Sürdüm yüzüme
Akşamdan sabaha
Oturduğum yerde
Her vakt’i seherinde
Yumdum gözlerimi sana
Kırk gurbet gezdim kara kışlarında
Çürüdü darağacında boynuma asılı
Yaslı biçare ömrüm
Sonbaharda
Sararıp solan düşen her yaprakta
Kaybettim umutları
Ümitsiz kara yazılarda
Çırak Ça / ibrâhim YETGİNDAĞ
04 temmuz 2002
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.