2
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
511
Okunma

<><> İSTANBUL <><>
İstanbul
Gıdım gıdım solduğum
Kadim şehir
Bırakıpta beni
Sen gideli buralardan
Bir daha gülmedim
Gülemedim
Hep kırgın hep üzğünüm
Bu gün
İğneli beşik yatağımdan
Bi dünya acılarla beraber
Yüklenip hepsini Kalktım
Yüzümü yıkayıp
Bakmadım bile aynada Kendime
Önce Kaçak çay demledim
Bir bardak çayı
Çevirdiğim kaçak tütünden
İki dal Sigara dumanında
Zehirledim, boğdum oracıkta
Mutfakta
Akşamdan dağınık masada
Çektim öylesine kapıyı çıkarken
Kilitlemedim bile
Düştüm yola
Okulu kıran
Haylaz bir öğrenci gibi
Gitmedim işe
Halice indim bu gün
Alırken iki simit
Kimseyi görmedi gözüm
Indim sahildeki kayalıklara
Elimdeki simitlere bakmadı
Konuşmadı benimle martılar
Tükenmiş kelimelerim
Alıp götürmüşsün kendinle
Solmuş nefesim
Yok , yok
Kalmamış hecelerim
Bana bile bırakmamışsın
Dilimde kendime ait
Yok iki çift sözüm
İstanbul
Gıdım gıdım kaybolduğum
Kadim şehir
Beni bıraktığın yere
İndim
Sirkeciye
Tren garında baktım kendime
Öylece Bekliyor seni orada
Hala ellerim durur havada
Gözlerim takılmış giden trenin ardına
Düşmüş Ruhum raylarda sürünürken
Bakar Çürüyüp giden bedenime
Bavullar Dolusu hasretlerim acılarım
Tarifi imkansız Sızılarım
Hani ya dermanlarım
Yok , yok
Yok
Dayanamadım, fazla duramadım
Attım kendimi yollara
Yürüyorum
Sıcaklığına yetim öksüz kollarımla
Vatan caddesinde yürürken sensiz
Ne kadar da ıssızım , ne kadar çaresiz
Nereye gitmiş bu kadar insanlar
Sanki istanbulda yaşayan tek benim
Giderken
Kapattın
Yüzüme bütün kapıları
Gözlerim arıyor hala seni
Yok bu Yeni kapı
Şurada eski kapı
Artık
Bitti
Bi Ümidim kalmadı
Nerden bulacağım
İstanbul devasa bir saray
Sana Tutsak ruhum
Esir zindanlarında
Aç artık kurtar beni
Kapalı Yedikule kapı
Top kapıdan geçerken
Patlıyor yüreğimde gülleler
Çarpıyor yokluğunda gezinirken
Hisarlarda bedenime
Yıkılıyorum her bir güllede
Yerlere
Taşlarım dökülüyor
Kanayan yüreğimin deryalarına
Şimdi
Neredesin
Gözlerin Yüzün
Sesin gülüşün
Ellerin
Nefesin
Nefesi kesilesice
Nefesim kesildi
Yoruldum
Bulamadım
Sırlara karıştı suretin
Çalmadık Bırakmadım
Bilemedim
Göremedim
Hangi kapı
İstanbul
Gıdım gıdım eridiğim
Kadim şehir
İstanbulun
Bütün kapılarında seni aradım
Gelseydin bana bi çat kapı
Açsaydım olurdu ya altın kapı
Ayaklarım aldı götürdü beni
Durduğum son durak
Şimdi kumkapı
Hasret sarhoşuyum
İçimde bir hicaz kemani gezinti
Telleri ağlıyor inceden inceye
Kafam birazda kıyak
Kötü
Öksürüyorum
Mendilimde kan yok ama
Çıkmıyor nefesim
Bilincimi sende yitirdim
Ben ,ben çok Kötüyüm
Şuurum da kapalı
Yeter gel
Gel
Yoksa
Artık
Varacağım yer
Zincirli kuyuda sonsuz kapı
İstanbul
Gıdım gıdım öldüğüm
Kadim şehir
İbrahim YETGİNDAĞ / Çırak Ça /
5.0
100% (4)