4
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
771
Okunma

Bir ölünün
toplanmış giysileri gibi
önümde yığılı ,
tüm dertlerim.
Onca gözyaşı ile
yıkanmış karşımda şimdi
yarım kalan sözlerim.
Halılar toplu,
perdeler çekili,
kaçıp gitmiş uzaklara sevdiklerim.
Feryat edenlere karışıyor
benden uzak,
bana yabancı emeklerim...
Sersemleşiyor
paslanmış bir sandalyede
dinlediğim masallar.
Kayboluyor
göklere sığmayan
dolunayda büyüttüğüm hatıralar.
Gün sonunda yazılıyor
kuşların kanatlarına,
konuşamadığım acılar,
Zamanla
görünüyor
uzaklara
saklanan odalar dolusu yaralar.
Veda etmek mi gerek
sakinliğin sinesinden semalara?
Suskunluk vadisinden
yankılanıyor acılar,
pamuklara sarılı acılara.
Kimse konuşmuyor bana
ve çarmıha gerili kulaklara,
Suskunluğun
kırgınlığını anlasalar yetiyor,
gözyaşlarında boğulanlara...
Tebessümler
birikmiş, taşıyor zihnimde
ve yok oluyorlar şimdi,
Kaybedilen her ne varsa
bir kez daha kaybediliyor sanki...
Aynaların buğusu çoğaldıkça ,
ben de kayboluyorum belki.
Döndükçe
zamanın pervaneleri
yıkıp geçiyor
bende kalan hediyeleri..
İsmim
yetmiyor artık
beni,
benden uzakların rüzgarına anlatmaya.
Kalemler
kırılmış,
silinmiş tüm yazılar
ve saklandım susarken konuşmaya...
Dantellere
işlediğim umutlarım sökülürken,
koştum benden gidenleri anlamaya,
Ve sonra
ellerimde sökülmüş yarınlarım
ve ben geri döndük yeniden saklanmaya...
ZEYNEP SENA DOĞANTEKİN
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.