8
Yorum
40
Beğeni
0,0
Puan
1273
Okunma
Aşka
ülkemin doğmamıș çocukları umudu kadar sevdiğim
kara gözlerin şiir
Zülfikâr gibi çekilen kaşlarında
birikmiş öfkeni,
alnından öptüğüm her sabah
Gün’eşim
aramızda bir ayet gibi duran
gülüşün gülüşüme sür’gülü yazgı
acıyla dökülen göbek bağlarımız
masumiyetimiz
atılıp Elbruz’un lavlarına
yanıyoruz
yüzüm yüzüne dönen kamer
sol yanında
küllerinden doğmanın sancısı
yüreğime vuran hırçın bir denizin son çırpınışı
yoldaşlığa uzanan ellerinden tutunuyorum yeniden hayata
ve
bir fide gibi uzuyorum göğüne
iç isyanlarını bastıramayan Anadolu’num
bir avuç toprak oluşumun hakikatiyle
sarsılıyorum karşında
hangi iklimle gelirsen gel
sol yanım sana anne ç’ağrısı
tırnaklarımın arasında düzenle kavgamın kutsiyeti
beni sana boyayan Yunus aşkına
ölüm biçareliğin kurtuluşa açılan son kapısı
saçlarıma gümüşü işleyen bu altın zamanda
gecenin ve göğün mavisini tel tel işleyen yıldızlar kadar sevdiğim
anayurdumsun
gel,
ör(t)ülsün sırma karanlıklar
babilin asma bahçelerinde ezilsin üzüm
sarhoşluğa gömülsün mahzeninde sevda
çıkana kadar gün yüzüne nâr
ki;
peçesini kaldırsın içimizin k’aralarının
vuslat hain pusudur aşka
ellerimizin uzandığı dağlardan
kopup gelen çığ
buzul çağına uzanan yok oluş
bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallar d’ağından kurtulup
ayaklarımızın kanaya kanaya yürüdüğü bu yolun azizliğinde
inandık,
aşk;
bir adım ötesindeki suya minnetsiz bir hasretle
yoğrulmaktı ateşle...
Ateşe ve Suya
sude nur haylazca
11 Eylül 2019