26
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1564
Okunma
yâr bir bakıyorum ki senin
alnının çizgileri uzun uzun toprak yol
o yollarda savaşlardan galip çıkmış
nişan almış ülke kurmuş anlı şanlı atlılar
senin güzel gönlün için artık bir yâr seçiyor
derken bir bakıyorum kirpiklerin
üzerinde onca nilüfer ak bir suyun kenarı
su kenarında kadınlar...
kadınlar ki ah bir bilsen nasıl bahtlılar
geçiyorlar salınarak
yâr yalınayak geçiyorlar
sırf onları seyretmekle inan
ömrüm şu gözlerim için güzel geçiyor
geçiyor be yâr tüm yaralar geçiyor
biliyorum senin de var
benim onun ötekinin bizim
hepimizin var da senin niye olmasın
lakin şunu biliyorum ki sana
bir bakıyorum... geçiyor.
hem bilmiyorum -senden başka kim bilir ki-
yüreğimde kaç sara’lı kuş her allah’ın günü
avuçlarının o yaralı al farbelalı darasından
yeniden uçabilmek için hayat suyu içiyor
ve biçim biçim bakışların
yâr bilmiyorsun
bir akıyorsun ki içim
evvel ahir senden gayrı kaç hecem olduysa harap
ant içtiği öfkesinden ânında vazgeçiyor
bir şimşek çakıyor
ve biçiyor mazimin en gece bölümünü
evet. tanış. yağmur yüklü
bük kokulu bahardır ve işte o hep
mutluluktan ölümüme bir ân seçiyor.
fakat bilmiyorsun ne zor geçiyor
sensiz uyuduğum gece nasıl
asıl sensiz uyandığım sabah
boğazımdan geçen lokma
geçemeyen buruk şarap
bunlar falan bir şey değil
sana yazamadığım şiir
nasıl durduğuma dair
kimsenin bilmediği sihir
bütün hepsi perde perde fasıl fasıl
bu şehri sana anlatan
hiçbir kitapta geçmiyor!
oysa bir kadın var tam şuranda yâr
tam şurasında gece gibi iki hece senin adın var
öylesine sevmiş öylesine sevmiş ki seni
uzun değil yüzüne şöylesine bir bakıyor;
o ân acılarının üstünden yıllar geçiyor.
JD