14
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1508
Okunma

açıldı defteri kebir
soyuldu maskeler;
irin döküldü kara bulutların karnından
söküldü meleklerin kanatları
çöktü gök kadın kara toprağın üstüne
sancılandı zaman,
çığ gibi düştü çığlığı acunun kucağına
ağzından doğurdu yalanın döllediği leşini,
çirkinler taptı bu çirkinlik garibesine
kurban edildi sevgi şeytan sunağında
gözlere güzel göründü ihanetin imgesi.
her hücre izledi cinayeti,
kurşun döküldü kulaklara bir gecede
kirpikler kilitlendi bir bir
kokuştu diller lağımlarında
kavını soyundu inkâr;
kirlendi gün
üç maymun huyunda hayat
üç öğün kustuğuyla besleniyor
üç öğün pisleniyor ruhu,
bırakın çürüsün kadran
hiçliğin yolcusudur o fikrin çocuğu
o saatin piçleridir dakikalar.
uykumu karabasan kahkahalar böldü,
artık yüreğim siper
sevdam uzun menzilli
kuşandım devrimci ruhumu,
Fırat’ı Meriç’e bağlıyorum her gece
içimde çağlıyor nehir
iki yüzle nikâhlı olanlar korksun öfkemden
ben bozarım bu oyunu.
kalbimin de kalbi var
bu yüzden benim kavgam,
gözleri işkencede
ahşap pencerede
göğsünde sabır taşıyla bekliyor bir peri.
şimdi dağlara çıkıyorum dolunayla
çiçekler topluyorum yoldaş niyetine,
bir ayağım Palandöken’de
bir ayağım Toroslar’da
uzatsam ellerimi
değecek denizine.
söz verdim,
eğer yağmur yağdıramazsam
elinden tutup gezemezsem sahilde;
yere düşürürsem yüzünü
gözlerini bulamazsam fırtınalar arasında
yasımı tutacak
olmayan mezarımın başında.