20
Yorum
54
Beğeni
5,0
Puan
1931
Okunma
anlatıyorum kendime
derin yaralarını atların
seranderlere asılan mısır tanelerinin
suya akışını
sessiz çayır şarkılarının ses olmalarını
su dilendiğim bir ırmağın kenarında
her ölü için nöbetteyim şimdi.
işitiyor musunuz
yağmur hıçkırığını
tabutların geçişini
soyulmuş libaslarıyla karanlığın içinde elleriyle
tahtalara
avlulara
ağaçlara
dallara
göğe
toprağa vurarak yol aldıklarını
gidiyorlar
su ne desin içimdeki öfkeye
siyahın kuşu olmuş
savaşın kuşları olmuş
suyun dalgalarına nasıl anlatayım
dönüşü olmayanlara yol olan suyu.
çocukken söylerdi annem
yol kenarında karıncalara basma
bir hikayenin bitişi gibi
tellere dolanır zülfü siyahın
bir köprü olursun yağmurun ağzında prangalı
taş basarsın bağrına
tuzla yıkarsın yaralarını da
hiç iyileşmez içindeki kabuklar
ve ölüler.
5.0
97% (30)
4.0
3% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.