8
Yorum
43
Beğeni
0,0
Puan
2779
Okunma


susmasam kelimeler beyin kanaması geçirir
felç bir gülümseme sızlanır mimiklerimde...
sessizliğin alfabesini bilir misiniz?
beni bir kışta yitirdim hevi
kendine yük olmaktan sıkılmışken
kar bıçak donmuş parmaklarla dua söylendim
gölgemi kalbimde büyütürken...
dalını gölgesine uzatan bir ağaçtım
salkım söğütler sustum
yağmurun sesini yiğindim
anısı oldum tüm sokakların damla damla sükunla..
’ah’ dedi ağzımda destursuz dolaşan kabadayı
ah ki şiddetin tesciliydi gövdemde
gökyüzü imlemek toz bulut lal sayfalarda
penceresi yolların tenhasına bakan
uzakları içinin odasına kilitlemişken
’ah’ dedi yıldızları parmak boğumlarıyla sayarken dil
suskun kuyuyum
biraz yenilgi
biraz/cık unutmak
az biraz ceset
bir odayım penceresiz...
beni bir kuyu başında buldum hevi
harfleri derdest edip atarken...
babam çocuktu dili geniş zamanda
7 yaşımın simyacısı vay ki
yaşlanmış ölü zamanın akrebiyim
beni vuruyor özlemek şimdi
incinmeyim esasında masallara tutunan...
Aynada yokluğuma alıştığım bir gün daha
bir gün daha düşüyor kirpiğimden
harfler dolusu susarken
naftalin kokuyor gülümsemekler...
beni bir duaya bıraktım hevi
güneşin bulutların yağmurun ve rüzgarın hiddetine
bir avuç yüz sürerken...
’gölgeler boşluğun uzayan telaşı,hevi uzun uzun ölelim’
Hazal Karadağ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.