2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
862
Okunma

av dedindee,
bir sabah kar sepeledi ince ince
iki gopil deliğannı;
agam ve ben,
bir gırma çifte
agam “iz avı” dedi,
“topalak yeyelim tam da mevsimi”
azık falan almadı tabi
çifte omzunda,
guşandı iki donuz sıkılı harbiyi
ne zamanki Güneyi’yi aşdık,
artık köy görünmez oldu
çarşakdakı goca bi daşın depesine
baş gibi kütük koydu
bana sıkdırdı tüfeği,
yatarak üç defa nişan alsa da
tüfek depmiş mi ne, çocuğukana
Musdukoğlunun tüfeği sıkmışlarda
oradan düşdük bir davşanın izine,
gölyerinden, ver elini Mullapakdepe
dağ-bayır düz dolandık,
çalıya daş attı,
elim tetikde
ha şunda de bunda
Köy Tarlasına indik vardık
taşın yüzünden yol bulduk,
Kayasekiye tırmandık
Akçeşmenin altından, Killik Gediğinden aşşaya
ordan Payamdaşın altına,
Zırtlan deresinden Kayacaağılın sırtlara
iz peşinde inividik Hüyükden , taa Karaçalıya
derken Hatıpadasına yürüdük buz üstünde
yaylımateşi açtırdı bana,
kıyıdaki meke sürüsüne
kendine iş edindi vurulan mekeleri toplamayı
basmasıyla göl üstündeki buz
bir uçtan bir uca
çatıradak yarıldı mı!
bereket ayağının biri
kıyıdan yanda kalmıştı
belli ki guvatlı bir nefesten hayır dua almıştı
tüfeğin dipçiğinden kavradı..
“-verilmiş sadakamız varmış” diye
huşuyla dua üstüne dua
kendimizi bulduk Köprübaşındaki, Çamırlıktaki tollarda
bir kırıntı
ne mümkün,
ayazlamış küçük bir acı soğan
“gardaş payı” dedi,
ömründe bir defa gardaşça
paylaştık geçmese de boğazdan,
güç bela köy yoluna ulaştık,
tüfek ikimizin elinde
gardaşça!
beklesek, bir taraftan da akşam olmak üzere
“iki su bir ekmeğe bedeldir” dedik
avuç avuç kar küteledik
birbirimizi bekleyerek
bir taraftan da ümidimizi tüketdik
çare yok, yol yokuş, tüfek ağır,
emekleyerek gidilinecek gibi değil
yavan hatta yanık da olsa
badılcan, fasille kurusu reddedilcek değil
yemin etti “yecen” ne gelirse sofraya
“korkma bekle” dedi,
“köye gideyim, yardım getireyim”
korkdu yalvara, yalvara yukarda beni bekledi
sövdü köye gelmeyen arabalara,
traktörü olanlara
“dinlendirik”
“elli adımda” dedi, durdu kırkbeş adımda
ben saymaktan çoktan vazgeçmiştim aslında
neçeden sonra Akyoldan köy göründü,
derken bir traktör sesi
gelene “neyeyse?” eyvallah edip binmedi,
zaten tüfek keşiği de bendeydi
köyaltında ebem,
sol elinde çıkısı,
sağ eli gözüstüde
uzakları taramaktaydı
el etdi, durdurdu
“-Süleymeni görmedin mi”
“-geliyo ebe” dedi Vale Durmuşu,
ebem benim ve tüfeğin farkında değildi
evi sarmıştı kesif bir badılcan kokusu,
agam da gelince sofra kuruldu
gözleri dolu,
elini bir kez sundu,
arkasından gene su!
DİPNOT
topalak: tavşan eti ince bulgurla halledilerek hazırlanan acı biberli (salçalı köfte ya da) tarhana kıvamında yemek
hüyük : yığmatepe şeklinde mezar, tümülüs
5.0
100% (6)