7
Yorum
21
Beğeni
0,0
Puan
811
Okunma
Gözlerin bu şehrin sokaklarında dağılıyor
gün doğmadan açıyorum ışıkları
pervasız bir kimliğe bürünüyorum
ellerim de kahvaltılık bir şeyler
sokak başlarında seni görüyorum
sonra aramıza kedi giriyor
çıplak bir ağaca şehvetlenen kedi
tırmanıyor derken iki adım sonra düşüyor
seni görüyorum sonra
gözlerin dağılıyor
sanki bir avucun boşluğudur bu sabah
elmacık kemiklerimin sığacağı kadar
güneşte bir naz bir çekingenlik
elimde kahvaltılık bir katmer
annemden kalma yadigarımız
eski bir bankta tadı çıkıyor hayatın
gözlerini süzüyorum sokak başlarından
kendimi koyduğum güverteden izliyorum
çöp yığını bir sahil
sokaklar kadar çıkmaz burası
ne zaman başımı kaldırsam saçlarım taranıyor
gökyüzü temizlenmiş olmalı
yüzü buruşuk
içi rahat seziyor yeri
seni görüyorum sonra
güneşin doğum evi
sonrası ağaçlara yansıyan yüzünde
bir ahenk oluşturup seramoni yapan ağaçlarda
çıplaklığı kifayet bilip
boynunu eğen ağaçlarda
öyle bir yaşam isterim belki de
boynu bükük yaşayamam ama
senin yüzün olmak isterim yeryüzünde
yediğim lokmaya takılan saçlarını
sonbaharda akıtmak isterdim
oluk oluk akan bir çeşme bu
gözlerini şehrin sokaklarına akıtan
eğimli bir şehir
sonra seni görüyorum
bir adım daha yaklaşıyorsun.
’Gök çe’
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.