16
Yorum
35
Beğeni
0,0
Puan
1961
Okunma

hangi dilde okunursa okunsun
ezan silâhların duldasında
canlı kalmaz çocuklar, ölür dinler
Tanrı huzuruna almaz katilleri
divanına kilitler
yüzlerinden sıyrılmış yüzleri; yüz yok yüzlerinde
hangi aynaya baksalar kırılır ayna
ellerine silâh verilenler
silâh alanlar, tüccarlar, insan avcıları
ve sınırları sonuna dek açanlar
boğazlarına değin kana batanlar
nasıl arşınlarlar yolları
yollarında ’ bir yol ’ olmayanlar.
masum çocukların yüzünde son hecelemelerin izi
ya-şa-ma-lıy-dık
bize dokunmamalıydı bu çağ
zembereğinden boşalmış
kulakları sağır edercesine, bağıra çağıra
öldürülürken insanlar
insanlık
çalmalıydı bütün davullarını
zillerini, klâksonlarını
dur demeliydi bir yerde
bu rezalete
senin çocukların gürbüz, kanlı- canlı
uzakta silâhlarının sesinden
en az vicdanın kadar kirliyken alnın
senin sokakların uzak insan cesetlerinden
sen nerde yaşıyorsun batı
nerden çalıyorsun güneşi
doğudan mı?
arap baharı arap kışına döndü, arap saçına
doğuya yetmiş yedi kez gidip gelsem ne çıkar
batı doğuya yürümeye, sürmeye azmetmiş
birbirine kırdırarak insanları
ve çalarak çanları zaferiyle
kullanarak minareleri!
nasıl kuruttun aklın damarlarını
nasıl bakıyorsun söyle
yamyam ruhunla
çocuklarının yüzüne
kaç kez değiştirdin yüzünü
bu taktığın kaçıncı maske
bu kaçıncı kez
çanları kendine çalman!..
18. 10. 2012 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.