2
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1346
Okunma
eskiden olsa, bazı kelimeleri daha rahat söyleyebilirdim
senin için bir ’ş’ de fazla artık
Afrika masallarına inanabilirsin,
do ile re arasına sığdırdıkları yalanları olan batıdan
yalnız ahlâkı es geçmek istemiyorum,
mercimek çorbasını
ekmeği
semaverinde çayı
gülüşünü
yalnızlıkla büyür her insan
buna dahil yaşlılar, bir sormalı, erkenden göçenler şanslıdır biraz
acı bıraktığı bir kenara
otuzunda kadınların cennete gitmek isteyeceği bakışları vardır
o tuza daha çok var, tekrar yanaklarını yakmaya
şirret bir sızıyla için dağlanırken
ben kaotik çöplerin, soğuk izmaritlerin arasında
göğsümü tırmalayan kedilerin ağzından öperken
seni anıyorum bir hazzın ardı sıra
çok yükseklerden düşüp, kırmaktır bu biraz
hayalinde tutabildiğin dünya eteklerinden öylece dökülür de
-sen inanabilirdin bana
sormuyorlar zaten ellerimin derdini
çok uzak gibiyim de kendime
sesimin zayıfladığı yer de hayaller başlıyorsa
bir o kadar hüzzam, karanlık adamı ediyor cüzzam
çıplakken daha doğru söylüyor kalbin
kaç kere çarptığını bilmeden,
göğsünün arasındaki o derin izdir seni gerçekten koparan
çekip gidemiyorum da
ellerim diyorum, saçları uzuyor rüyalarımın
kıvırcık bir huydur, gelip geçenlere baktığımı bilmesinler
ince bir gurur yapıp,
tekrar kalkıyorum
açık, daha açık, daha ne kadar açık olabilirdi içtiğimiz zehir
zeytin suyuna ellerini banıp öpsem
ellerimi görmediğin yerden sıryüzüme çıkarırdım
boynundaki sonu
betonlardan kurtulamıyor hiçbir şehir
ağaçlarıma iyi bakan çocukları çıkarıp mahalleden
izbe bir resme ortak etmişler eskiyi
yalandan da olsa ağlıyorsam
iyi ki yoksunlar başlıyor teselli etmeye beni
buradan da çıkamıyorum
’ş’ den başkasına izin vermiyorlar
nefes nefese oksijeni arayan karbon yasasında
liyakat makinesinin son çıktısına muhbirler yaklaşıyor
saat beş olunca bir gün ben de öleceğim
ve ’eskiden biri vardı’ diye başlayacak bazı acıların
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.