2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1192
Okunma

daha lacivert olamazsın kendine başka bir giysi ararken
boynuma dolanır zaman
avuç içimde büyüyen endişeleri oluyor sayfaların
kitap durur. ağaç kaldığı gibi, oltanın ucunda üşüyen göğüs
cinayetler işlenir bu sessiz manzarada
trajediler yer alır, kovadaki kefalin ürkekliği
bitkisel hayatında kendine yer alırsın, sağır bir doktor elleri gibi buz
tam da romantizmi taşlayacak zamandır kalabalık otobüsler
kelimelerini çalıp baş aşağı edildiği gün bir mısrayla sönüverir
dün de aklını kaybetmiş bir kapitalistin ağzından dinlemiştim
sevmek kısık seslidir sarılınca
boyuna uzar biraz
yalnızlığın boş beyaz sayfalar inlemeleri çoğalır
doğru şekilde verilmiş tarihlerde roma göbeğidir mimstanbul
kanayan toynakların gidişi izletir kendini, film daha bir güzel
bir trenin en soğuk koltuğunda sen oturmuşsundur
kuşlar ömürlerini burada verir
günlerden bir ad vermen de gerekmez geçmişse
çantasındaki romanı düşürmüş sevilesi bir kadınsındır
adam günlerden, seni unutacak
tarifsiz çıkarsın basamaklarını kendi tebriğinin
yalnız ve usludur başkasına ait öpüşler
kuraldışının saçları yoktur
aynada kendine baktığında saten bir beyaz
göğsünü sarmış dantel volanların pejmürdeliği vardır
ne kadar çok sevsem de, üst kata ilgisizdir, adam, hep bir eksiye basma meraklısı
deney renginde kurşuni hafiflik kalır
ellerin insan olma larvasında statü belirler
ideallerinin kırsallığında uzakta bir çam ağacı gölgesi
en güzel düşlerin
bu tiran flütü kısalır
ekstra bir ücretsindir sessizce dudakların düşerken
şehir ayrı bir uzaklık kendine
sen şimdi arkadaşlarının arasında sıradan bir çağ modernizme ait kahveni yudumlarken
homojen bir yalnızlık nesnel ilkelliğiyle temas edecek ayaklarıma
ille de yüksek dozda bir sevgi
reddetmenin kabuğunu kaşıyıp
kendini bilme halisindir
içine sıkışıp kalma. bu göl, o göl değil, baş da onun başı
içini çarpıp dışarıda arama, hüzün başka baharın çocukları
5.0
100% (2)