2
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1452
Okunma
Dudaklarımda titreyen kelimelerin var
İnceden bir niyaz dallanır çardaklarımda
Gitmeyi unutan yüreğim
Zorlanmakta yolluğunu hazırlamakta
Hicret etme ey yar yüreğimden
Sevgini yaşatacak bir kalp yoksa ufkunda
Köşe başlarını tutan bir bedevinin
Bakışlarında ki uzletin çağrısını
Dillendirmek istercesine yüreğime
İndir yüreğini perdenin gerisine
İndir ey gözlerini ummanlarında kaybolduğum
Bakışına muhtaç bak ikindi yağmurları
Dinmeyecek yoksa bu şehrin sel kaygısı
Bir şehrin güncesinde
Yazılmaya çalışan hayatlar
Silinen kaldırım düşleri
Açığa çıkardı ağlayışının sırrını
Kızıla boyadı bak gökyüzündeki çemberi
Varlıklar içinde kaybolduğun karargâhlarını
Bakışlarının açısında daralan umutların
Gittikçe göğüslerinde
Habersizce büyüyen bir kist gibi
Sessizce büyümekte acılarını
Bak ikindi yağmurlarıda düştü saçlarına
Gidişe ramak kaldı
Yalnızlığının terli koynuna
Sevişmek acı değil
Acılaşan sırtını döndüğün yalnızlığa
Sunmak tekrar vücudunu
Bir ikindi yağmuruna hibe etmek sevgimi
Yosunlaşmış kelimelerin vardı avuçlarına sunacağım
Bir istiridyenin içinde gizlenen inci gibi
Yağmasaydı ikindi yağmurları
Rahminde çığlık atarak çoşan yunus
Vurmayacaktı kendini caddelerde ki yalan okyanuslara
Ve söyleyebilecektim belki de yosun tutmuş şiirlerimi
Sana ve bitmeycek yokluğuna
Hangi ravi anlatabilir bizden oluşanları
Hangi tarihin etek uçlarında sevişir acılarımız
Kim anlayabilir anlatılacak olanları
Yaşamayı unutmuş yürekler kaybolduktan sonra
İkindi yağmurunun seline mahsur kalarak
Bilinmez
Bilinmezliğin koynuna atarak eklemlerimizi
Kim anlayabilir bizden sonra rivayet edilecekleri
Ağlamayı biliyorsan şimdi ağla
Islanan çeyizine işlemeyi beceremediğin oyalarına
Kasnaklarına ger düşlerine
Bir anne kucağında
İşlenir anlatamadığın acıların
İkindi yağmurunda
Silinmesine engel olamadığın düşlerin gibi
Selçuk ERKİ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.