1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1130
Okunma

gözyaşını hatırla
insan bilmek ister yollarını
üzülme unutuşun saklandığı mevsim dört keredir
ağrısını veren dudaklar kadar tıbbi
ve kendi uykusuna bayılan aşklar kadar da rahat
nasıl çıktığını bilemezsin
uykuların çatladığı gecelerde kentler sessiz
herkesi çıplak sanar ayaklarım
öncelikle beyaz bir ten ve göğsünde kaydırak
meyve bıçağıyla açılır kalbi sevilenlerin
birkaç defa yatmadan önce soğuk demir
sığmaz hiçbir diyagrama ölümler
(fe ve c hariç)
bir hazineden daha fazlası gülüşün
harcama
kiralık şeytanların açlığında kırılmasın tırnağın
beyaz yakışır ellerine
sığınabilirsen cinnet sayılan duvarlara
tıkıştır hazzı gecene
mızıkanın eksi bir notasında
at olur taylar uslu durunca
oysa kırılmak bir an meselesi
izini yitirince gözü kalır denizkızının
kayalıklarda boş şişelere tapan yengeç kıskacı gibi kirpiğin
vahşi yazlardan derin uykulara
o hisle büyürsün mayıstan, daha iyi mayıslara
birkaç öksürük
buruş buruş kağıtlara da iltihap meselesi
insanlık morg
uyanan, kıpırdayan, fısıldayan ne varsa
biz rüzgar iniveririz toprak yollardan
yeni anlamları çoktan bıraktığımız sakıncalarda
ayaklarımızı okşayan semizotu mevsimi
çilekler biraz daha kimyasal
ve erikler tatsız
kanın kadar kederli olsun demlediğin çay
bir saat gelir içilmez ne de olsa
küf tutar yaralar
sözlerin biçimini alır her ayrılık
kaçan sabaha yetişir gece
kimse kalmasa da kendini affetmeye ihtiyacı vardır insanın
mecbur ihanet başlar bir zaman sonra
bilyelerini kaybeder her çocuk
yığılır geçmişiyle şimdi dedikleri
bir zaman gelir
öpemez kendisini bile insan
bir zamandı, bir şeydi, çıkmak bilmiyor göğsümden
her şey el ele, doğru cevap yalnızlık
5.0
100% (4)