2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1409
Okunma

sönmeye yakın mum tedirginliği
sözlerin başladığı ülke toprağında
kuşlar denize ahenkle sıralanır
haylaz fırtınaya direnircesine
kediler değişmez sevdiği çöp tenekesini
ateştir metan gazı, ciğerleri karbon
yıllar uçurum kaldırır kaşlarını çatıların
düzlükte ayrı bir koşu
güneş mavi günlerde
söze sığmaz bu soğukluk
bir namus bekçisi gözlerin
beşik ellerinde rüya
bana söylediklerini söyleyemiyorum
şehrin tam orta yeri dedikleri bu olsa gerek
delik
sönerken bir ocağın draması
yabansı acılar çizer herkesi
unutur minibüsler dört teker olduğunu
ezer karanlık sesini gündüzün
boşalan göğün beyazında grevdir ölüm
derin mevzulardan konuşamaz olunca
kan davasında kürtaj çocuğu kurtarıcı
gelseydi, gelebilseydi eğer dosdoğru
bana kalandan bahşedilmiş iki yirmi lira
sökük cebimden dışarı fırlar
hangi teknik dindirebilir acışanı
oradan sonra yönetmen dahi kolpa çeker
mesafelerin vapurla alakası kalmaz
deniz ilginç bir ölüm geçer altyazı
o derin duygularıyla evlerinin önü mersin
ters gelir, aracısız somundur sesin
fidan adını koyan riya
huni venn şemasında tutsak
kirazların mevsimi yakındır
eldivenleri elsiz filmlerde
devinir kötü çocuklar
devşirme bir arzu bu
melisa kokulu tırnakların bir asker telefonu
kaçak çayına banan sıcacık köy ekmeği
ve biraz bal
ay gecesinde
tedirgin gözlü çocuk,
bu kuşlar
son kalanlar
delilerle çevrili bir tımarhane. gökyüzü gri çelik, toprak adi porselen
burada camlar candan değerli
koş,
dönme geriye.
5.0
100% (3)